 |
|
 |
 |
 |
.::
TrKonya.Com Kitap
ve Roman Özetleri Bölümü ::. |
 |
|
Roman Kitap özetleri
dostoyevski beyaz
geceler romani
|
KİTABIN
ADI : BEYAZ GECELER
KİTABIN YAZARI :
DOSTOYEVSKİ
KİTABIN KONUSU : Kitapta
yalnız bir adamın iç
dünyası anlatılmakta.
Yazarımız kendini
insanlardan soyutlamış
birisi olduğu için sekiz
yıldan beri aynı şehirde
olmasına rağmen hiç
arkadaşı olmayan bir
kişiliğe sahiptir.
Hayalci bir kimliği
vardır. Hikayede bu
yalnız adamın genç bir
kızla tanışarak onunla
arkadaş olması sonra da
bu kıza aşık olması ve
bu kızın yazarın
hayatında meydana
getirdiği değişiklikler
kitabın ana konusudur.
KİTABIN ÖZETİ :
Hikayenin ana karakteri
olan yazar sekiz yıldır
Petersburg’da yaşamasına
rağmen hiç arkadaşı
olmayan birisidir. Ama o
bunu kendine pek dert
etmemektedir. Çünkü tüm
Petersburg sokaklarının
kendisine ait olduğunu
düşünmekte olan bir
hayalcidir. Her gün
saatlerce Petersburg
sokaklarında gezer ve
insanları, binaları
izler. Petersbug’da
kendine ait köşeler
seçer ve saatlerce
buralarda tek başına hiç
ayrılmadan oturur.
Petersburg’daki insanlar
onun her şeyidir. Onlar
mutlu ve neşeliyse o da
mutlu ve neşelidir onlar
hüzünlüyse o da
hüzünlüdür. Yaz gelince
herkes yazlıklara
gittiğinde sokakların
bomboş kalması onu
hüzünlü bir ruh yapısına
sokar. Üç gün boyunca
Petersburg’da oradan
oraya dolaşır durur.
Ertesi gün yine böyle
dolaşırken birden şehrin
dışına çıktığını fark
eder. Geri dönmek yerine
kırlara ve ormanlara
doğru yürür. Neşesi ve
keyfi yerine gelmeye
başlar. Gece yarısına
kadar dolaşır.Evine
dönerken nehir kenarında
bir kızın parmaklıklara
dayanarak ağladığını
görür. Kadınlarla arası
iyi olmamasına rağmen
kıza yaklaşarak
seslendi. Kız yazarın
farkına varınca hemen
oradan uzaklaşmaya
başladı. Yazar da kızın
peşinden gitmeye başladı
ancak bir süre sonra
bıraktı. Tam bu sırada
kızın peşine başka bir
adam takıldı ve kızın
kolundan yakaladı. Yazar
hemen devreye girerek
kızı adamın elinden
kurtardı ve evine kadar
kıza eşlik etti. Bu
sırada kız yazardan
hoşlanmaya başlar. Yazar
da kızdan çok
etkilenmiştir
ve onun niçin ağladığını
öğrenmek ister. Kız da
onu daha yakından
tanıdığı takdir de belki
sorununun ne olduğunu
söyleyebileceğini
diyerek adamın
hikayesini dinlemek için
ertesi gün buluşmaya
karar verir. Buna en çok
yazar sevinir. İlk defa
bir kadınla bu kadar
yakın olarak konuşmuştur
ve ertesi gün için ondan
randevu almıştır. Yazar
tüm gün boyunca akşamın
gelmesini sabırsızlıkla
bekler.Gece
sözleştikleri gibi
buluşurlar. Kız
buluştuklarında yazarın
hikayesini dinlemeye
başlamadan önce onun
kendisine aşık
olmamasını ister. Aksi
takdirde onunla
arkadaşlığını bitirmek
zorunda kalacağını
söyler. Yazar bunu hemen
kabul eder ve hikayesini
anlatmaya başlar. Ona ne
kadar yalnız olduğunu,
nasıl bir hayalci
olduğunu, yani her şeyi
olduğu gibi anlatır. Kız
yazarın hikayesini
dinleyip de içinde
bulunduğu durumu
öğrenince yazara
kendisinin onu asla
bırakmayacağını söyler.
Aslında Nastenka’nın
durumu da yazarınkinden
pek de farklı değildir.
O da en az onun kadar
yalnız biridir. Nastenka
ninesiyle birlikte
kalmaktadır. Anne ve
babasını küçük yaşta
kaybetmiştir. Yaptığı
bir yaramazlıktan dolayı
ninesi onu iki yıldır
kendi eteğine
ilikleyerek bir yere
gitmesini engellemiştir.
Bu nedenle o da çok
büyük bir yalnızlık
içindedir. Ninesi kör
olduğu için devemlı
olarak tüm gününü ona
kitap okuyarak ya da
örgü olarak
geçirmektedir. Kızın
ninesinin tavan aralı
küçük, eski ve ahşap bir
evi vardır. Tavan
arasını kiraya
vermektedirler. Bir gün
tavan arasını taşralı
biri kiralar. Nastenka
adama aşık olur. Kiracı
bir gün ayrılıp
Moskova’ya gideceğini
söylediğinde Nastenka
onu da götürmesi için
kiracıya yalvarır.
Kiracıysa fakir biri
olduğunu, onu o an için
Moskova’ya
götüremeyeceğini ve
evlenemeyeceğini, tam
bir yıl sonra geri
döneceğini, döndüğünde o
da isterse ondan
başkasıyla
evlenmeyeceğini söyler
ve ertesi gün ayrılır.
Yazarın Nastenka’yla
karşılaştığı gün bir yıl
dolmuştur fakat kiracı
sözünde durmayarak
gelmemiştir. Yazar kızı
teselli etmek için ona
bir mektup yazmasını
ister. Kız yazdığı
mektubu yazara vererek
ondan mektubu ona
iletmesini ister. Yazar
mektubu kızın verdiği
adrese teslim eder ama
iki gün boyunca bir
cevap gelmez. Bu arada
yazar da kıza aşık
olmuştur ama onu
kaybetmek istemediği
için bunu söyleyemez.
İki gün boyunca
kiracıdan bir mektubun
gelmemesi kızı çok üzer.
Yazar kızın bu üzüntüsü
karşısında kendisini
daha fazla tutamaz ve
onu sevdiğini söyler.
Kız ilk başta çok
şaşırır. Ama kiracı
gelmeyerek onun
sevgisini hiçe
saymıştır. Böyle bir
adamın sevgisini
hakketmediğini düşünür.
Kendini seven ve değer
veren biri varken neden
başkasını beklediğine
bir anlam veremez ve o
da yazarı sevdiğini
söyler. İkisi beraber
Petersburg sokaklarında
mutlulk içinde dolaşmaya
ve evlilik hayalleri
kurmaya başlarlar.
Petersburg sokaklarında
el ele dolaşırlarken
karanlıkta bir adam
görürler. Adam bunlara
yaklaştığında Nastenka
birden durur. Adam
yavaşça onlara yaklaşır
ve Nastenka’ya seslenir.
Nastenka hemen ona koşar
ve el ele tutuşarak
karanlık içinde
kaybolurlar. Ertesi gün
Nastenka yazara bir
mektup gönderir ve ondan
özür dileyerek onu
affetmesini ister.
Mektupta bir hafta
içinde evleneceklerini,
eşini onunla tanıştırmak
istediğini ve ölene
kadar onunla arkadaş
kalmak istediğini
söyler. Yazar
Nastenka’ya kızamaz. Ona
yaşatmış olduğu dört gün
için Nastenka’ya
minnettardır.
ANA FİKİR : Kitapta
aşkın insanlar için ne
kadar önemli olduğu,
hayattan ve insanlardan
tamamen kopmuş birini
bile tekrardan
canlandırdığı, aşık
olunan kişiden kolay
kolay vazgeçilemeyeceği,
sevilen kişi sevene ne
kadar acı çektirirse
çektirsin ona karşı bir
kin güdülemeyeceği
öykünün ana fikrini
oluşturuyor.
KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN
DEĞERLENDİRİLMESİ
YAZAR : Petersburg’da
sekiz yıl geçirmesine
rağmen hiç arkadaşı
olmayan biri. Ancak bu
durumdan pek de
şikayetçi sayılmaz.
Oturmak için çoğu zaman
cehennemin bucağındaki
yerleri seçer. Gündüz
ışığından kaçmak için
oralara sığınır ve
sümüklü böcek gibi
oradan ayrılmak bilmez.
Hayalci, yalnız ve
fakirdir. Kendini
kimseye benzemeyen,
gülünç bir adama
benzetiyor. Kendine özgü
bir tabiatı olduğuna
inanıyor.
NASTENKA : On yedi
yaşında, sevimli, esmer
bir kız. Küçükken anne
ve babasını kaybettiği
için ninesiyle kalıyor.
Fazla eğitimi yok.
Ninesi onu eteğine
iğneleyerek bir yere
gitmesini engelliyor.
Bütün gününü kitap
okuyarak ya da örgü
örerek geçiriyor. Bu
yüzden de çok yalnız bir
kız. Kiracılarına aşık.
NASTENKA’NIN NİNESİ :
Eskiden zengin biridir.
Tavan aralı eski ve
ahşap bir evi vardır.
Geçimini dul maaşı ve
tavan arasının kirasıyla
sağlamaktadır. Kör ve
yaşlı bir kadındır.
KİRACI : Taşralı,
Petersburg’a yeni
gelmiş, orta yaşlı,
yakışıklı, fakir, bir
yıllığına iş için
Moskova’ya gitmiş
birisi.
KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ
GÖRÜŞLER
Kitapta yazar biraz
sanatsal bir dil
kullanmıştır. Kişileri
yalnıca davranış ve
ilişkilerini
betimlemekle kalmayıp,
bütün bunların altında
yatan ruh durumlarını da
çok iyi bir şekilde
yansıtmıştır. Olaydaki
ana kişi ne kadar
söylediklerini bir
yerlerden okuyormuş gibi
görünse de diğer
kahraman olan
Nastenka’da aynı şeyi
görememekteyiz. Yazar
öyküyü çok akıcı bir
şekilde bizlere
aktarmakta. Yine diğer
kitaplarıyla
karşılaştırdığımızda
olayın yine Petersburg
şehrinde geçtiği dikkati
çekmektedir. Arkadaşlara
bu öyküyü okumalarını
tavsiye ederim.
FİODOR MİHAYLOVİÇ
DOSTOYEVSKİ
Rus romancısı ( Moskova,
1821- Petersburg, 1881
).
1837 yılında Petersburg
Askeri Mühendislik
Okulu’na girdi. 1843’te
öğrenimini tamamladı;
ama ertesi, yıl
edebiyatla uğraşmak için
ordudan ayrıldı.
İlk romanı
İnsancıklar’ın ilgi
görmesi üstüne edebiyat
çevrelerine girdiyse de,
çok geçmeden döneminin
önde gelen yazarlarıyla
bozuştu. Özgürlük
yanlısı gençlerle ilişki
kurup, dostlarıyla
birlikte yönetime karşı
komplo düzenlemek
suçuyla tutuklandı ve
ölüm cezasına çarpıldı.
Cezanın yerine
getirilmesine birkaç
dakika kala, cezası dört
yıl sürgüne çevrilerek,
Sibirya’ya gönderildi.
Orada sara hastalığına
yakalandı ve ömrü
boyunca bu hastalıktan
kurtulamadı.
Cezası bittkten sonra
Semipalatinsk’teki bir
alayda er olarak yeniden
silah altına alındı.
Önce astsubaylığa, daha
sonra da subaylığa
yükseldi. Mariya
Dimitrievna İrsayev’le
evlendi. Karısı birkaç
yıl sonra veremden öldü.
1959’da Petersburg’a
dönebilme iznini elde
ederek, kardeşiyle
Vremia (Zaman) dergisini
kuran Dostoyevski, kumar
tutkusundan ötürü
büsbütün yoksullaştı ve
borçlarından kurtulmak
için gece gündüz,
kendini tüketircesine
çalışmaya koyuldu.
Dergisi yasaklanınca,
Epokha (Dönem) adlı bir
dergi çıkardı; ama bu
kez de başarılı olamadı
ve tutuklanmaktan
kurtulmak için yurt
dışına kaçmak zorunda
kaldı. Ülkesine dönünce
, Suç ve Ceza’yı
yayımlayarak büyük bir
başarı kazandı ve
sekreteri Anna
Snitkana’yla evlendi.
İsviçre ve Almanya’da
dört yıl geçirdikten
sonra Rusya’ya dönerek,
Bir Yazarın Günlüğü adlı
aylık bir dergi
çıkarmaya başladı.
Karamazov Kardeşler
yayımlandıktan sonra ,
bir akciğer kanaması
sonucu öldü.
BİLİNÇALTININ FELSEFESİ
Dostoyevski, insanın iç
dünyasına yönelmiş, o
ana kadar karanlıklarda
kalmış bilinçaltını
aydınlatmaya
çalışmıştır: Nietzche
“Bana ruh bilim
konusunda bir şeyler
öğreten tek kişi
Dostoyevski’dir.”
demiştir. Gerçekten
Dostoyevski, kişilerin
yazgılarını dokurken,
onların yalnızca
davranışlarını,
ilişkilerini,
tepkilerini betimlemekle
kalmayıp, bütün bunların
altında yatan ruh
durumlarına yer vermiş
bir sanatçıdır.
Dostoyevski yapıtlarında
kompozisyona ve biçime
pek önem vermemiş, para
gereksinimlerini
karşılamak için hep
çalakalem yazmış,
romanlarında, önceden
kurduğu çatıya çok ender
uymuştur; üslubu
karmaşık, hatta yer yer
baştan savmadır. Ama bir
sözcükten, bir
düşünceler ve duygular
bütünü çağrıştırmayı ve
sanat ile tutkunun
birbiriyle kaynaştığı
sahnelerde kusursuzluğa
ulaşmayı başarmış bir
yazardır.
ESERLERİ
Öykü: Beyaz Geceler, Yer
Altından Notlar vb.
Anı-roman: Ölüler
Evinden Anılar.
Roman: İnsancıklar,
Netoçka Nezvanova,
Ezilenler, Kumarbaz, Suç
ve Ceza, Budala, Ebedi
Koca, Ecinniler,
Delikanlı, Karamazov
Kardeşler.
|
|
| | |
| |
Roman özetleri Kitap özetleri
|
|