 |
|
 |
 |
 |
.::
TrKonya.Com Kitap
ve Roman Özetleri Bölümü ::. |
 |
|
Roman Kitap özetleri
Cengiz Aytmatov Beyaz
Gemi Romani özetleri
kitap
|
KİTAP ADI
: BEYAZ GEMİ
KİTABIN YAZARI : CENGİZ
AYTMATOV
1.KİTABIN KONUSU :
Roman, San-Taş
Vadisi’nde etrafındaki
beş-altı insanla yaşamak
zorunda olan, dedesinden
başka seveni olmayan,
gerçek hayatında mutsuz
olan fakat hayal
dünyasında mutlu olmaya
çalışan bir çocuğun
psikolojisini konu
almakyadır.
2.KİTABIN ÖZETİ : Çocuk
San-Yaş Vadisi’nde
dedesi, üvey ninesi,
Orozkul, Bekey hala,
Seydahmet, Gülcemal ve
köpeği Beltek ile
berabar yaşamaktadır.
Vadide sadece üç ev
vardır. İlk evde dedesi
ve üvey ninesi ile
çocuk;ikincide Mümin
dedenin büyük kızı Bekey
hala ile kocası
korucubaşı Orozkul;
üçüncüde ise tembel işçi
Seydahmet ile karısı
Gülcemal ve küçük
kızları
yaşamaktadırlar.Çocuk bu
küçük dünyada mutlu
olmaya çalışmaktadır.
Hiç arkadaşı yoktur ve
okula henüz
başlamamıştır. En büyük
zevkleri dedesinin
kendisine dere kıyısında
yaptığı gölette yüzmek;
“Deve, Kurt, Eyer ve
Tank” isimlerini verdiği
kayalarıyla konuşmak;
dedesinden masal
dinlemek ve dağa çıkıp
dedesinin dürbünüyle
kasabaya, Isık Göl’e ve
San-Taş Vadisi’ne daha
yakından bakmaktır. Her
akşam eline dürbününü
alıp, dağ başına çıkar
ve Isık Göl’de ancak
beş-altı dakika görünüp
kaybolan beyaz gemiye
bakar.
Annesi ve babası onu çok
küçük yaşlarda
terketmişlerdir. Annesi
şehirde kendine yeni bir
yaşam kurmuştur. Çocuk
babsının beyaz geminin
kaptanı olduğuna, bir
gün başı insan başı olan
bir balık olup beyaz
gemiye kadar yüzeceğine
ve babasıyla
konuşacağına
inanmaktadır. Dedesi çok
iyi kalpli,
çalışkan,köse bir
insandır.
Çevresindekiler ona
Kıvrak Mümin lakabını
takmışlardır. Damadı
Orozkul’un yanında
çalışır ve onun
emirlerini yerine
getirir. Orozkul şişman,
koca kafalı içki içmeyi
çok seven, çabuk
sinirlenen bir
korucubaşıdır. Mümin’in
kızı ve Orozkul’un
karısı olan Bekey kısır
bir kadındır. Orozkul
bunu Bekey’in suçu
olarak bilir ve her
akşam içip onu döver.
Orozkul arada bir
arkadaşlarıyla içmeye
gider ve sarhoş olunca
yanındakilere birer
tomruk sözü verir.
Tomruğu kesip dağdan
indirme, çayın karşısına
geçirme ve kamyona
yükleme zamanı gelince
de verdiği söze pişman
olur ama iş işten
geçmiştir. Arada bir
vadiye şehirden “Maşin
Mağaza” denilen içi ıvır
zıvır dolu bir araba
gelir. Bir gün yine
Maşin Mağaza geldiğinde
dedesi çocuğa bir okul
çantası alır. Ertesi yıl
çocuk okula başlar.
Çocuk dedesinden masal
dinlemeye bayılır. Her
akşam artık ezberlediği
“Boynuzlu Maral Ana”
masalını dinler .
Dedesine göre hepsi
Boynuzlu Maral Ana’nın
soyundan gelmektedirler.
Çocuk da buna
inanmaktadır. Masala
göre maral ana San-Taş
Vadisi’ni terketmiştir
ama onları sürekli
korumaktadır. Mümin
çocuğu her gün atıyla
okula göyürüp
getirmektedir. Okul çok
uzaktadır ama hiç geç
kalmamıştır.
Çocuk bir gün yol
kenarındaki kayalarıyla
oynarken San-Taş
yakınlarından kuru ot
almaya gelen beş-altı
kamyonluk bir konvoy
görmüştür. Çocuk en
öndeki kamyonun peşine
takılıp koşmaya başlar.
Çocuğu gören şoför durur
ve çocukla biraz
konuşur. Şoför genç ve
yakışıklı biridir. Adı
Kulubeg’dir. Çocuğa
dedesini tanıdığını,
kendisinin de Boynuzlu
Maral Ana’nın soyundan
geldiğini söyler ve
ayrılır.
Ertesi gün Mümin dede
ile Orozkul yine dağdan
bir ağaç indirirler. Bu
sırada uzun zamandan
beri ormanda görülmeyen
maralları görürler fakat
işleri olduğundan
onlarla ilgilenemezler.
Akşam olmuştur. Dede,
Orozkul’a söyleyip
çocuğu okuldan almaya
gitmek ister fakat
Orozkul ağacı
indirmeleri gerektiğini
söyleyip izin vermez.
Tomruğu çaydan
geçirirlerken tomruk
çayda kayalara takılır.
Çıkarmak için çok
uğraşırlar ama
çıkaramazlar. Dede
vaktin çok ilerlediğini
farkeder, daha fazla
dayanamaz ve daha önce
hiç yapmadığı bir şey
yapıp Orozkul’dan izin
almadan çocuğu almaya
gider. Çocuk akşama
kadar okulun kapısında
dedesini beklemiş ve
ağlamaktan gözleri
şişmiştir. Dede yolda
çocukla öğretmenine
rastlar. Çocuğu
öğretmeni eve
getirmektedir. Dede
öğretmenden özür dileyip
çocuğu alır ve yola
koyulurlar. Çocuk
dedesine küsmüştür. Hiç
konuşmamaktadır. Dede
çocuğun gönlünü almak
için Boynuzlu Maral
Ana’yı gördüğünü söyler.
Çocuk bu habere çok
sevinir. Dedesine ormana
gitmek için yalvarır
fakat akşam olduğu için
eve dönerler. Eve
geldiklerinde Orozkul’u
sabahki olaydan dolayı
çok sinirlenmiş
bulurlar. Orozkul o gün
Bekey halayı yine
dövmüştür. Çocuk evin bu
durumuna çok üzülür ve
yatmaya gider.
O gece müthiş bir dipi
çıkar. Gece yarısı
Kulubeg ve arkadaşları
yolda kaldıkları için
Mümin dedenin evine
sığınırlar. Kulubeg ve
arkadaşlarının
gelmesiyle evdeki hava
biraz yumuşar. Sabah
kamyoncular evden
ayrılırlar. Aynı gün
Orozkul’un tomruk sözü
verdiği arkadaşı tomruğu
almak için gelir. Adı
Koketay’dır. İri yapılı,
esmer biridir. Tomruk
ise hala önceki gün
bıraktılları yerde çayın
içinde beklemektedir.
Tomruğu almak için
Orozkul, Koketay ve
Seydahmet yola
koyulurlar. Dede de
Orozkul’un kendini
affedeceği düşüncesiyle
peşlerine takılır.
Orozkul kıyıda emirler
yağdırırken Mümin dede,
Seydahmet ve Koketay
tomruğu çıkarmaya
çalışmaktadırlar. O
sırada çayın karşısında
birkaç tane maral
görürler ama işlerini
bırakamayacaklarından
marallarla
ilgilenemezler. Biraz
uğraştıktan sonra
tomruğu çıkarıp kamyona
yüklerler.
Çocuk o gün hastadır ve
önceki gün akşamdan beri
evde yatmaktadır. Akşam
üzeri kahkaha sesleriyle
uyanır ve bahçeye çıkar
. Herkes neşe içindedir
ve hepsi de sarhoştur.
Dede ise et dolu bir
kazanın yanına çökmüş
sessizce kazanın
altındaki ateşle
oynamaktadır. Çocuk
hemen dedesinin yanına
gider. Ona seslenir
fakat dede duymaz.
Birkaç defa daha
seslenir fakat dede hiç
cevap vermez. Çocuk kötü
birşeyler olduğu hissine
kapılır. Az ilerde
Bekey’i,
Seydahmet’i,Gülcemal’i
ve Koketay’ı görür.
Hepsi de yiyip içmekte
ve eğlenmektedirler.
Çocuk önce neler
olduğunu anlamaz.
Avlunun dışında henüz
kanı kurumamış geyik
derisini, bağırsak
eşeleyen Beltek’i ve
elindeki baltayla Maral
Ana’nın boynuzlarını
kırmaya çalışan
Orozkul’u görünce neler
olduğunu tahmin eder.
Çocuk bu korkunç manzara
karşısında dayanamayıp
içeri kaçar ve yorganın
altına girip ağlamaya
başlar. Bu arada
Kulubeg’in gelip onu
kurtaracağını ve
Orozkul’a haddini
bildireceğini hayal
etmektedir. Az sonra
sofra içeri kurulur.
Çocuk hayalinden yine
kahkahalarla uyanır. O
sırada Seydahmet
olanları anlatmaktadır.
Çocuğun bir türlü anlam
veremediği olaylar şöyle
cereyan etmiştir:
Tomruğu çıkardıktan
sonra Seydahmet ile
Mümin dede ormana
çalışmaya giderler. Bu
arada maralları yine
görürler. Seydahmet
onları vurmak ister,
dede ise buna karşı
çıkar. Seydahmet dedeyi
dinlemeyip maralların
peşine düşer. Dede de
Seydahmet’in arkasından
gider. Seydahmet
maralları vuracaktır ama
sarhoş olduğu için nişan
alamaz ve tüfeği dedeye
verip maralları vurması
gerektiğini, vurmazlarsa
kaçıracaklarını ve
Orozkul’un dedeyi
affetmeyeceğini söyleyip
dedeyi kandırır. Dede
ise maralları vurursa
Orozkul’un onu
affedeceğini ve herşeyin
düzeleceğini düşünerek
marallardan birini
istemeye istemeye vurur.
Çocuk bunları duyunca
çıldıracakmış gibi olur
ve dışarı kaçar.Dedesini
yerde toz toprak içinde
yatarken bulur. Ona
birkaç defa yine
seslenir ama dede yine
duymaz. Olanlara dede
kendi de
inanamamaktadır. Çocuk
dedesinden bir tepki
alamayınca balık adam
olup babasına
ulaşacağını düşünerek
koşar ve kendini dereye
atar. Hızla akan su
çocuğu alıp götürür
fakat çocuk hiç bir
zaman balık
olmayacaktır.
3.KİTABIN ANAFİKRİ :
İnsanları güçsüz ya da
hoşgörülü oldukları için
ezmeye çalışmamalı ve
küçük çıkarlar uğrunda
doğaya zarar
vermemeliyiz.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE
KİŞİLERİN
DEĞERLENDİRİLMESİ :
a.OLYLARIN
DEĞERLENDİRİLMESİ :
Romanda olaylar belli
bir sıra dahilinde
anlatılmamış; atlamalar
yapılmıştır. Buna rağmen
okuyucu olaylar arasında
bağlantı kurmakta
zorlanmamaktadır.
Kitaptaki olaylar
genelde bir-iki kişi
arasında yaşanmış küçük
olaylardır.Olayların
tasviri iyi olduğu için
okuyucu olayları kolayca
hayal edebilmektedir.
b.KİŞİLERİN
DEĞERLENDİRİLMESİ :
(1)MÜMİN DEDE : Çok iyi
kalpli,
yardımsever,çalışkan bir
insandır. 60-70
yaşlarında köse bir
ihtiyardır.Damadı
Orozkul’un yanında
çalışmaktadır. Vadideki
üç evin birinde ikinci
karısı ve torunu ile
yaşamaktadır.
(2)ÇOCUK : 5-6
yaşlarında, kısa boylu,
kepçe kulaklı, çirkin
bir çocuktur.Hiç
arkadaşı yoktur.
Hayalperest ve
mutsuzdur. Doğayı çok
sever.
(3)OROZKUL : Şişman,
koca kafalı, içki içmeyi
çok seven, insanlardan
ve doğadan nefret eden,
sinirli,umursamaz
biridir. Korucubaşıdır
fakat ormana en çok o
zarar vermektedir.
(4)BEKEY : Orozkul’un
karısı ve Mümin’in
kızıdır.Kısırdır,sabırlı
ve hoşgörülü bir
kadındır.
(5)SEYDAHMET : Uzun
boylu, çirkin
biridir.Tembeldir.
Orozkul’un ve dedenin
yanında çalışmaktadır.
Bir karısı ve bir kızı
vardır.
(6)GÜLCEMAL :
Seydahmet’in karısıdır.
Günlerini genelde
çocuğun ninesine ve
Bekey’e yardım etmekle
ve kızına bakmakla
geçirir.
(7)KULUBEG : Genç ,
yakışıklı ve güçlü bir
şofördür.Mümin dede ve
çocuk gibi boynuzlu
maral ananın soyundan
geldiğine inanmaktadır.
(8)KOKETAY : Orozkul’un
arkadaşıdır. İri yapılı
,esmer tenli bir
adamdır.
Romanda ayrıca çocuğun
annesi, babası,boynuzlu
maral ana, köpeği
Beltek, kayaları “Eyer,
Tank, Deve, Kurt”
karakterlerinden de
bahsedilmektedir ama bu
karakterler hakkında çok
fazla bilgi
sunulmamıştır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ
GÖRÜŞLER : Kitabın
başlığı ile içeriği
arasında bence
uyumsuzluk var.beyaz
gemiden kitapta çok
fazla bahsedilmemekle
birlikte olayların beyaz
gemi ile alakası yok
denecek kadar
az.Betimlemeler yetersiz
ve akıcılık kısıtlı.Buna
rağmen okuyucu olaylar
arasında bağlantı
kurmakta zorlanmıyor.
Kişilerin fiziki
özellikleri üzerinde çok
az durulmasına karşın;
çocuğun psikolojisi iyi
anlatılmış.
6.KİTABIN YAZARI
HAKKINDA KISA BİLGİ :
Dünyanın yaşayan büyük
edebiyatçılarından
Kırgız, Türk romancısı
Cengiz Aytmatov ,
Kırgızistan'ın Talas
bölgesinde, Şeker adlı
köyde 12 Aralık 1928'de
dünyaya gelmiştir.
Babası Törekul Aytmatov
;Annesi, Tatar
Türklerinden Nagim
Gamzeyova hanımdır.
Çocukluk yılları 2.
Dünya harbine rastlayan
ve 1945'te savaşın
bitmesiyle yeniden
eğitim hayatına dönen
Aytmatov, 1950'de
Kırgızistan Ziraat
Enstitüsü'nü bitirmiş
bir ziraatçıdır. Ancak
edebiyata olan tutkusu
onu ziraatçılıktan
ziyade edebiyata çekmiş
ve edebiyat eğitimi
almak için Devlet
Edebiyat Enstitüsü'ne
devam etmiştir.
Eserlerini Rusça ve
Kırgızca kaleme alan
Cengiz Aytmatov,
eserlerinde başta
Ruslaştırma politikası
olmak üzere, Kırgız
Türkleri'nin tabii
hayatlarını,
yabancılaşmayı,
modernizm karşısında
tabiatın tahrib
edilişine kadar pek çok
meseleyi eserlerinde
usta bir uslübla kaleme
alma başarısını
göstermiş nadir
sanatkarlardan biridir.
Dünya çapında ünlü bir
edebiyatçı olarak adına
iki defa jübile yapılan
(1988'de 60.yıl ,
1998'de 70.yıl) ,
hakkında konferanslar ve
sergiler düzenlenen
Aytmatov, halen
yazarlığın yanında
Kırgızistan 'ın
Lüksemburg Büyükelçiliği
görevini yürütmektedir.
|
|
| | |
| |
Roman özetleri Kitap özetleri
|
|