Halk arasında Ayaklı olarak bilinen
kalıntılar Milas - Söke karayolunun 13. kilometresinde,
Selimiye Bucağı yakınlarındadır. Bugünkü karayolu, antik
kentin içinden geçmektedir. Yörede Mylasa'dan sonra en
önemli kent olmasına rağmen Helenistik dönemden önceki
tarihi hakkında fazla bir bilgi yoktur. Kıyıya uzak bir kent
olmasına rağmen MÖ 5. yüzyılda Atina önderliğindeki Delos
Birliği'ne katılan kent, MÖ 201 - 196 tarihleri arasında
Büyük İskender'in egemenliği altında yaşadı.
Daha sonra bir dönem Mylasa'nın yönetimine giren kent, kısa
süre sonra tekrar bağımsızlığına kavuştu. Kente ait sikke
basımı MS 2. yüzyıla kadar devam etmiştir. Kentte 1969'dan
itibaren birkaç yıl Profesör Ümit Serdaroğlu tarafından kazı
çalışmaları yapılmıştır.
Kent Surları
Bölümler halinde günümüze ulaşan surların MÖ 4. yüzyılda
yapıldığı sanılmaktadır.
Nekropol
Anayoldan tapınağa giden yolun her iki tarafında
görülebilir. Dikkat çekici özelliğe sahip herhangi bir
kalıntıya rastlanmamaktadır.
Zeus Tapınağı
MS 2. yüzyıldan kalma yapı Korint Düzeninde 6x11 sütunlu bir
peripterostur. Bugün ayakta kalan sütunların bir kısmının
yivsiz olmasından yapının yarım kaldığı anlaşılmaktadır.
Kuzey ve batıya bakan yüzlerde bulunan sütunların tamamında
adak yazıtları; güneye bakan yüzdeki kornişin bir parçası,
üzerinde bulunan aslan başlı su oluğuyla birlikte
görülebilmektedir.
Tiyatro
Batıya bakan büyük ama oldukça kötü durumda olan yapının
oturma sıralarından beşi görülebilmektedir.
Agora
Kareye yakın planda olan agoranın dört yanı stoa ile
çevrilmişti. Günümüze çok az bir kısmı ulaşmıştır. George
Bean burada bulunan ve iyi okunamayan bir yazıtta
Kallithenes adlı kişinin kente yaptığı parasal yardım ve
İasos yandaşlığının anlatıldığından bahsetmektedir.
Hamam
Geç Roma ya da erken Bizans döneminde yapılan bina, dere
yatağına yakınlığından dolayı hamam olabileceği izlenimini
vermektedir.