Neye mal olursa olsun intikam almak
1780, Amerika
Savaş beklenmedik tarafların yakınlaşmasına neden oluyor.
Amerikan devriminde de buna benzer bir durum yaşanmıştı.
Fransa'nın savaşa girmesinin nedeni İngiltere'yle aralarında
yüzyıllardır devam eden anlaşmazlıktı. Tarihin cilvesi;
ABD'yi yaratan Fransa, İngiltere'den intikam almak
istiyordu.
Bazı tarihçiler bizi Fransız devriminin Amerikan devrimini
bir kardeş gibi görüp yardım elini uzattığına inandırmaya
çalışır. Ancak Fransa'nın Amerika'daki kolonilerin
devrimlerini desteklemesinin eşitlik ve özgürlük gibi
ideallerle ilgisi yoktu. Yönetimdeki genç sınıf ki bunlara
ünlü Lafayatte Markisi de dahildi, Voltaire hayranıydı ve
radikal hareketlere sahip çıkmak onlara uygun düşüyordu.
Fransızların Amerikan devrimini desteklemelerinin en büyük
nedeni İngilizlerden intikam almaktı.
Amerikan devriminin başlamasından sadece on iki yıl önce,
Fransa on üç koloninin baş düşmanı olarak görülüyordu.
Amerika kıtası Fransız ve Kızılderili savaşlarını görmüştü
ve on binlerce insan ölmüştü. 1763 anlaşmasıyla Fransa Kuzey
Amerika'dan uzaklaştırılmış olsa da acı anılar birkaç nesil
daha kafaları meşgul edecekti.
Fransızlar, İngilizlere karşı kaybettiklerinde zararları
kolonicilerin kaybından çok daha acı vericiydi. Koloniciler
belki çiftliklerini, ailelerini kaybettiler ama Fransızlar
bir imparatorluk kaybetti. İlk başta tam bir zafer mümkün
gibi gözüküyordu, ama sonunda Quebec, Ohio ve Missisipi
Vadisi kaybedilmişti. Artık on binlerce Kanadalı ve Fransız
sadece birer mülteciydi. Savaşta donanmalar, ordular yok
olmuş, bir ulusun gururu incinmişti. Bu arada nefret edilen
Anglo-Sakson İmparatorluğu sınırlarının dışına yayılıp
zenginleşmeye devam ediyordu.
Böylece 1775'de kolonilerde isyan çıktığı haberleri
memnuniyetle karşılandı. Son savaşların bitmesi ve isyan
çıkması arasında geçen zamanda İngilizler garnizon, bina
inşası, yönetim birimlerinin gelirlerinin karşılanması, son
savaştan kalan borçların ödenmesi için milyonlar harcamıştı.
Bunun tam tersine, Fransa ise deniz aşırı tüm giderlerinden
kurtulmuş ve zenginleşmişti. Denizaşırı sömürgelere para
harcamadığında Fransa'nın ekonomik açıdan bu kadar
gelişebileceği kimsenin aklına gelmemişti. 18. yüzyılın
ortalarındaki ekonomik teori tamamen kolonilerden sağlanan
hammaddenin getireceği para üzerine kurulmuştu.
İngiliz koloni!erindeki isyanın neler getirebileceğinin
gerçekten de kimse farkında değildi. Saraya yakın Fransız
entelektüel ve düşünürlerinde birden Amerikandaki isyana
yoğun bir destek verme eğilimi baş gösterdi.
Aslında bunların hepsi tarihin en büyük politikacı,
entelektüel ve propaganda uzmanlarından biri olan Benjamin
Franklin'in başının altından çıkıyordu.
1776'da isyan hükümetinin bir temsilcisi olarak Fransız
sarayına giden Benjamin Franklin hemen işe koyuldu.
Fransızlar tarafından resmi olarak tanınmamış bir hükümetin
temsilcisi olduğu için resmi bir şekilde sarayda takdim
edilemezdi ama o zaten tam bir saray adamıydı. Davetlere
sansasyon yaratacak kıyafetlerle katılır, armonikasıyla
konserler verirdi. Kadınları kendisiyle birlikte çıplak
"hava banyosu" yapmaya ikna ederdi. Yetmişlerinde olmasına
rağmen Franklin'le bir gece geçirmek için kadınlar sırada
beklemek zorundaydılar. Paris sosyetesinde Franklin'in ne
kadar çekici bir adam olduğundan başka bir şey
konuşulmuyordu.
Bu arada her fırsatta Amerika konusunu gündeme getiriyordu.
Entelektüellerle yaptığı sohbetlerde insanlığın girdiği yeni
dönemden bahsedip Voltaire, Rousseau ve Aydınlanma'dan
övgüyle bahsediyordu. Ekonomistlere doğal kaynaklar
açısından zengin olan yeni dünya kolonilerinde sınırsız ve
sorunsuz ticaret yapma hakkını, milliyetçilere ise intikam
fikrini sunuyordu. "Artık aynı savaşın içindeyiz" diyordu.
İki taraf da İngiliz emperyalizmine karşıydı. Açıkça
söylenmese de Kanada'yı ve Mississippi Vadisi'nin
zenginliklerini tekrar kazanma şansı da olabilirdi.
Franklin, Fransızlara düşünecek çok şey vermişti. Bu arada
isyanla ilgili başka tartışmalar da başlamıştı. Sadece bir
intikam şansı değil, imparatorluğun yenilenme şansı da
vardı. İngiltere'den kurtulur kurtulmaz bu on üç koloninin
içlerindeki anlaşmazlıklara boğulacağına inanıyorlardı.
Karışıklık sırasında birkaç koloninin kontrolünü ellerine
geçirmeleri çok kolay olurdu. İmkanlar sınırsızdı.
Franklin'in başarılı pazarlaması ve Fransızları bu işe
sürükleyecek bol miktarda neden olması Amerikan isyanının
karlı bir iş olabileceği fikrini güçlendiriyordu. Yükselen
ihtiyatlı sesler asi Amerikan ordusunun New York'un
kuzeyinde bir İngiliz ordusunu tutsak ettiği duyulduğunda
sona erdi. Bu topraklarda bir nesil önce Fransızlar ve
İngilizler çarpışmıştı.
Fransa, asi Amerikan hükümetiyle bir anlaşma yaptı ve
parasal destek olmaya söz verdi. Amerikan devrimini
kurtarabilecek bir zamanlamayla, 1778'in Şubat ayında önemli
miktarlarda malzeme, üniforma ve silah İngilizlerin
barikatını aşıp Forge Vadisine ulaştı. Bu destek
Amerikalılara büyük bir moral verdi. Birkaç ay sonra da
Fransa ve İngiltere arasında resmi savaş ilan edildi.
1780'de sanki büyük bir Fransız keşif gücü Amerikan
bölgesinde ilerliyordu. Başlarında da Fransız subaylar
vardı. Fransızların sağladığı on binlerce tüfek, süngü ve
üniformayı üzerlerinde taşıyan Amerikan askerleriydi
aslında. Yaşlı Fransız savaş gemileri de Amerikalılara
verilmişti. Bu arada Fransız donanması da Hint Okyanusu ve
Karayipler'de harekete geçmişti.
Sonuç olarak İngilizler Yorktown'da teslim olduktan sonra
savaş iki yıl daha sürdü. Çatışmalar ise Kuzey Amerika'dan
Karayiplere, Manş Denizi'ne, Cebelitarık'a, Güney Afrika'ya
ve Hint Okyanusu'na kaydı. İspanya ve Hollanda da intikam
duygularının peşinde savaşa girdi. Avrupalıların ilgisi
Cebelitarık'ı İngilizlerin elinden almaya yoğunlaştığından
savaşın başladığı yer olan Amerikan kolonileri önemini
kaybetti.
Fransa ise az kalsın amacına ulaşıyordu. Ancak savaşın son
yılında her şeyi berbat ettiler. Karayipler'de ve Hint
Okyanusunda Fransız filolarının yenilgiye uğraması
Fransa'nın planlarını suya düşürdü. Cebelitarık'ı almak için
kurulan Fransız-İspanyol ittifakı ise başarısız oldu.
Fransızlara kalan büyük miktarlarda borçtu.
ABD'de on binden fazla askerin masrafları, bir o kadar
Amerikan askerinin donatılması, askeri harekatlar,
donanmanın girdiği savaşlar, yeni gemilerin inşası ve
İngiltere'yle savaş halinde olunmasından dolayı Fransız
tüccarlarının iş yapamaması Fransa'yı mali zorluğa sokmakla
kalmadı, tam bir iflasın eşiğine getirdi. Yıllardır süren
çabalar sonuçta hiçbir kar getirmemişti.
Artık beladan kurtulmak isteyen Fransa, Ocak 1783'te
İngilizlerle anlaşma imzaladı. Şu kabul edilmeli ki,
İngilizler Fransızları Amerika'ya ihanet etmeye zorladı,
ancak Fransa ABD'nin tanınması ve İngiliz kuvvetlerinin
çekilmesinde ısrar etti.
Bu durumda Fransa gerçekten de bir intikam almış oldu. Ama
ödenen bedele gerçekten değer miydi? XVI. Louis bu kararla
sonunu hazırlamıştı. Savaşın yarattığı borçların altından
kalkmaya uğraşan Louis 1789'da vergi reformu yapmak için bir
toplantı düzenlemek istedi. Ancak toplantı yerine devrim
yapıldı.
Devrim hareketini Lafayette Markisi başlatmıştı. Louis
yardım istediğinde ise Amerikan hükümeti, "Biz yabancı
devletlerin işlerine karışmasak daha iyi olur" dedi. Louis,
Amerika'ya yardım yüzünden girilen borçlar sonucu kellesini
kaybetti. Devrim ise tüm Fransa'yı bir kaosa sürükledi.
O zamanlar Fransa için ABD'ye yardım etmek karlı görünmüştü.
Ancak işler yolunda gitmedi. Belki de Fransız garsonların
Amerikalı turistlere kötü davranmasının nedeni Amerika'nın
yardım etmemesinin cezasıdır.