«Hıristos» da denen (Yunanca «khristos»,
kutsanmış'tan) İsa Peygamber'e inananların ve öğretisini
benimseyenlerin dinidir. İsa, Roma imparatoru Augustus
zamanında Yahudiye'de (bugünkü Filistin), Beytüllahm'da
Bakire Meryem'den doğdu. 30 yıl kadar sonra, Kudüs'te
imparator Tiberius'un saltanatı döneminde çarmıha gerilerek
öldürüldü.
Mesaimin kapsamı ve özgünlüğüyle ilgi çeken İsa,
Hıristiyanlarca (bugün l milyardan fazladır) İnciri, yani
sınırsız bir merhamet yoluyla insanların nasıl kurtulacağını
bildiren «Mü j de »yi öğretmek üzere dünyaya indirilmiş,
Tanrı'nın oğlu kabul edilir.
İsa'nın öğretisi köklerini Yahudi dininden alır. O, yaşadığı
sürece Yahudi yasalarını kaldırmağa çalışmadı, kendisi de o
yasalara uydu. Her zaman, Tanrı sevgisinin (bu sevgi onun
için,insan sevgisinden ayrılmaz) basit bir görünüşün
ötesinde geliştiğini ve «ruhun sözden (kelâm) üstün
olduğunu» göstermeğe çalışmıştı.
Kendisine ilk iman edenler (havariler) Yahudiler arasından
geliyordu, ama, çarmıha gerildikten, göğe çekilip tanrısal
ruhun nefesiyle yeniden dirildikten sonra, onun havarileri
anladılar ki, «Müjde» yalnız Yahudiler için değil, bütün
insanlar içindir.
Asyalı bir Yahudi olan havari Paulus, Hıristiyan olduktan
sonra, İsa dinini Yahudi olmayan ülkelere götürmekle
görevlendirildi. 45 yılından başlayarak (İsa'nın ölümünden
on iki yıl kadar sonra), Küçük Asya ve Yunanistan'ı dolaştı,
oralarda birçok Hıristiyan topluluğu kurdu. Roma'da, İsa
havarilerinin başkanı olan ve günün birinde Vatikan'da
işkenceyle öldürülen Petrus ile buluştu. Petrus'un
öldürüldüğü yere yapılan mezarı, daha sonra, Hıristiyan
dininin merkezi sayıldı (Vatikan).
İlk Hıristiyanlar
İncil dininin yayılması, o tarihlerde, uçsuz bucaksız Roma
İmparatorluğu'nda hüküm süren barıştan ve bu barışın
yarattığı ulaşım kolaylıklarından yararlandı. Bütün
inanışları hoşgörüyle karşılayan Roma Devleti,
Hıristiyanlara vahşîce eziyet etti. Aslında Roma, kendi
bakımından haklıydı; köleleri bile bağrına basan ve tek bir
Tanrı tanıyarak, imparatorluğun tanrılığım inkâr eden bir
dine göz yumamazdı.
Ama bu güç dönem 310 yılı sonlarına doğru, imparator
Constantinus'un. rakiplerini yenerek Hıristiyanları
himayesine almasıyla ve Milano Fermanı'nın (313), tam bir
iman özgürlüğü tanımasıyla son buldu. 330'da, Constantinus
imparatorluğun ikinci başkenti Konstantinopolis'i (İstanbul)
kurdu; bu «Yeni Roma», bir din merkezi oldu ve doğu
Hıristiyanlarını, Roma yerine, kendine çekti.
Bizans imparatoru ile dört patriğin (en önemlisi
Konstantinopolis patriğiydi) çevresinde toplanan doğu
Hıristiyanları, bambaşka bir anlayışta gördükleri Latin
kardeşlerini kendilerine her gün biraz daha yabancı
buluyorlardı. Üstelik, Konstantinopolis'te, imparator ile
patrik, Hıristiyanların lideri olarak Roma'daki papayı
tanımağa yanaşmıyorlardı.
Papalık ve Batı Hıristiyanları
Batıda da Hıristiyanlık kara günler geçiriyordu. X. ve XI.
yy.larda, derebeylik töreleri kilise hiyerarşisine sızmış,
kilise bağımsızlığını yitirmişti. Ama reformcu papaların
etkinliğiyle kilise yavaş yavaş, İncil mirasının yöneticisi
ve bekçisi görevine döndü.
XIV. ve XV. yy.da, bu büyük kargaşalıklar (savaşlar, salgın
hastalıklar) döneminde, 1378'den 1417'ye kadar batı
kilisesinde biri Roma'da, biri Avignon'da iki papa aynı
zamanda saltanat sürüyordu. Sonunda Roma Papalığı galip
geldiyse de, Hıristiyan âleminde, çok zengin ve İncil
ilkelerinden iyice uzaklaşmış bir kiliseye karşı gelişen
geniş Reform akımını önleyecek gücü bulamadı.
Protestanların Reformu
Bir Sakson keşişi olan Martin Luther (1483-1546) haksız
saydığı papalık otoritesine karşı çıktı. Milyonlarca
Hıristiyan'ı ve Protestan'ı da birlikte sürükledi ve bunlar
artık Rönesans'la yozlaşmış Roma'ya boyun eğmek istemediler.
İşe hükümdarlar karıştı ve korkunç din savaşları, XVI. ve
XVII. yy.larda Avrupa'yı kasıp kavurdu. Luthercilik
özellikle Almanya ve İskandinavya'da iyice yerleşti.
Başka bir Protestan, Fransız Jean Calvin (1509-1564) ise
İsviçre ve sonra da Fransa'da dinde Reform hareketini
geliştirdi. Kalvinizm Hollanda ve İskoçya'da iyice yerleşti.
İngiltere'de Protestanlık, Henry VII Fin kızı kraliçe
Elizabeth I sayesinde, kendine özgü bir ulusal kilise,
(Anglikanizm) biçimini aldı.
Otuzyıl Savaşı'nın (din savaşlarının sonuncusu) bitiminde,
Vestfalya Antlaşmaları imzalanırken (1648) batı
Hıristiyanlığı dağılmış, doğu Hıristiyanlığı ise (Rusya
dışında) Türklere boyun eğmişti.
XVII. yy., İtalya'da, İspanya'da ve özellikle Fransa'da,
maneviyatçılığın parlak bir canlanışına sahne oldu. Ama
XVIII. yy.da (aydınlık yüzyıl ve Voltaire yüzyılı) yenilgiye
uğradı.
Bu anlayış, Hıristiyanlık anlayışına, yani Hıristiyan
inancının herkesçe tanınmasına dayandırılmış bir uygarlığa
indirilen öldürücü darbe 1789 Fransız Devrimi'yle zafere
ulaştı. XIX. yy.da bilim ve tekniğin kaydettiği ilerlemeler,
kiliseleri çağdaş toplumdan ayıran uçurumları genişletti.
Balık ve Kuzu
Yunanca balık ichthus'tur; bu sözcük belki de «İsa-Hıristos,
Tanrı'nın oğlu, kurtarıcı» anlamına gelen lesous CHristos
THeou Uios Sâter kelimelerinin baş harflerinden
oluşturulmuştur. Bunun içindir ki, ilk Hıristiyanların
sığındığı Roma katakomplarında balık, duvar resimlerinde
İsa'yı tasvir eder.
Saflığın ve temizliğin simgesi olan kuzu da, dünyanın
günahlarını ödemek üzere kurban edilmiş İsa-Hıristos'u
temsil eder. Kuzu ve balık ilk yüzyılların baskı altındaki
Hıristiyanlarınca birbirlerini tanıma işareti, «parola»ydı.
Bir Milyarı Aşkın Hıristiyan
Hıristiyan dinine mensup olanların sayısı, günümüzde
1,043,000,000'u bulmuştur. Bunların dağılımı şöyledir:
Katolikler (624,000,000), Ortodokslar (124,000,000),
Protestanlarla Anglikanlar (295,000,000).
(Solda) İsa'nın Vaftiz Edilişi. (Ravenna mozaiği, VI. yy.).
Bu ve benzeri törenler bazı dinlerde çocuğun topluma katılma
simgesi sayılır. Birçok Hıristiyan ülkede vaftiz kayıtları
uzun süre nüfus kütüğü yerine geçmiştir.
(Ortada) Martin Luther vaaz kürsüsünde, bir Alman duvar
halısından bölüm.
(Sağda) Jean Calvin'in bir portresi. Özel koleksiyon,
Cenevre.
Hıristiyanlar başlangıçta korkunç işkencelere göğüs
gerdiler: sağdaki tablo bu yolda işlenen cinayetleri
gösteriyor. Solda, 24 ağustos 1572 gününe rastlayan Saint-Barthelemy
katliamı.