| İSTANBUL
TEKNİK Üniversitesi
Tarihçe
İstanbul Teknik
Üniversitesi'nin geçmişi
gerilere, Osmanlı
dönemine, Sultan III.
Mustafa’nın saltanat
yıllarına kadar
uzanmaktadır. Osmanlı
Devletinde ilk kez
Batılı anlamda
mühendislik eğitimi
vermek üzere 1773
yılında kurulan
Mühendishane-i Bahr-i
Hümayun (İmparatorluk
Deniz Mühendishanesi),
gemi inşaatı ve deniz
haritalarının yapılması
konusunda uzman personel
yetiştiriyordu. Haliç
Tersane’sinde yer alan
okulun kurucusu bir
Macar soylusu olan Baron
de Tott'du.
Osmanlı'ların yenileşme
hareketinde önemli rol
oynayan Baron de Tott,
açılan okulda ders de
vermiştir. İlk başhoca
ise birçok yabancı dil
bilen ve gemi
mühendisliği konusunda
eğitim görmüş olduğu
ileri sürülen Cezayirli
Seyyid Hasan Hoca’dır.
Okulun kitaplığının
yabancı dillerden
çevrilen birçok eserle
zenginleştirildiği ileri
sürülmektedir.
1795 yılında, III. Selim
döneminde açılan
Mühendishane-i Berr-i
Hümayun (İmparatorluk
Kara Mühendishanesi)
topçu subayı yetiştirmek
için kurulmuştu.
Mühendishane-i Bahr-i
Hümayun’un
genişletilmesiyle oluşan
bu okulun eğitim süresi
dört yıldı. III. Selim
Mühendishane’nin
gelişmesine önem
vererek, okula Topkapı
Sarayı Kütüphanesi'nden
kitap göndermiştir.
Okula bağlı bir
matbaanın kurulmasına
olanak sağlayan padişah
ayrıca gözlem ve ölçüm
aletleri bağışlayarak
okulun donanımına
katkıda bulunmuştur.
Okulda verilen dersler
arasında istihkam, top
dökümcülüğü, topçuluk,
astronomi gibi konular
yer alıyordu. Okulun
kuruluş ve gelişim
sürecinde Fransız
öğretim üyelerinin ve
mühendislerin de katkısı
büyüktür. Hasköy'de,
bugün Haliç Köprüsü'nün
kuzey yönündeki ayağının
bulunduğu alanda yer
alan Kara Mühendishanesi
binası zamanla yıkılmış;
Hasköy askerlik
şubesinin bahçesinde
duran yazıtı 1995
yılında İstanbul 1
Numaralı Kültür ve
Tabiat Varlıklarını
Koruma Kurulu'ndan
alınan izinle İTÜ'nün
Taşkışla binasına
getirilerek, giriş
holüne
yerleştirilmiştir.
1847 yılında
Mühendishane-i Berr-i
Hümayun'un müfredatına
mimarlık alanında da
dersler konularak batı
usullerine göre mimarlık
bilgileri verilmeye
başlandı. 1883 yılında
Hendese-i Mülkiye’ye
dönüşen Mühendishane-i
Berr-i Hümayun, 1909
yılında Mühendis Mekteb-i
Alisi adını alarak,
sivil mimar ve
mühendislerin yetişmesi
konusunda eğitim
vermiştir.
Cumhuriyetin kuruluşu
ile mühendislik ve
mimarlık eğitimi yeniden
düzenlendi. Mühendis
Mekteb-i Alisi yol,
demiryolu, su işleri ve
inşaat-mimarlık
dallarını kapsayacak
şekilde eğitim veren bir
okul olarak
örgütlenmişti. 1929
yılında Mektebin mevcut
su ve yol kollarına
inşaat şubesi de
eklenerek mimarlık
alanında eğitime
başlanmıştır. İlk
mezunlarını 1931 yılında
veren Yüksek Mühendis
Mektebi Cumhuriyet
Türkiyesi'nin
bayındırlık işleri için
gerekli teknik
elemanları
yetiştiriyordu.
1940'larda Almanya ve
İsviçre'yi terkeden
öğretim üyelerinin
katılımı ile güçlenen
kadrosu ile Yüksek
Mühendis Mektebi,
Türkiye'nin teknik
öğretim alanında önde
giden bir eğitim
kuruluşu olarak
seçkinleşti. Önce
Gümüşsuyu'ndaki eski
kışla'da konumlanan
mektep, daha sonra
Taşkışla ve Maçka
Silahhanesi binalarının
da verilmesiyle büyüdü
ve öğrenci sayısı ile
birlikte öğretim kadrosu
da gelişti. 1944 yılında
Yüksek Mühendis Mektebi
İstanbul Teknik
Üniversitesi'ne dönüştü.
Fakültelerin başlangıçta
çok sınırlı olan öğretim
kadrosu zamanla
gelişerek bilim
dallarında uzmanlaşmaya
ve kadrolaşmaya gidildi.
İlk yıllarında İnşaat,
Mimarlık, Makina,
Elektrik Fakültelerinden
oluşan İstanbul Teknik
Üniversitesi Maden,
Kimya, Gemi İnşaatı,
Fen-Edebiyat, İşletme,
Uçak ve Uzay Bilimleri,
Denizcilik gibi
fakültelerin kurulması
ile büyümüş, tüm
fakülteler bölümlere
ayrılmış ve her
fakültede diploma veren
programlar gelişmiştir.
Örneğin İnşaat Fakültesi
içinde Jeodezi ve
Fotogrametri, Makina
Fakültesi içinde
Tekstil, Mimarlık
Fakültesi içinde
Şehircilik ve Endüstri
Tasarımı gibi bölümler
lisans ve yüksek lisans
eğitimi verecek şekilde
dallanarak İstanbul
Teknik Üniversitesi
dünyadaki çağdaş
gelişmelere paralel bir
büyüme göstermiştir. İTÜ
mimarlık alanında ve
mühendisliğin tüm
dallarında Türkiye'nin
ihtiyaçlarına cevap
verecek, aynı zamanda
uluslararası düzeyde
yetkin olabilecek meslek
adamları
yetiştirmektedir. İTÜ'de
yapılan doktora ve diğer
bilimsel yayınlar,
Türkçe'nin bilim dili
olarak yerleşmesine ve
birçok alanda teknik
terminolojinin
oluşmasına katkıda
bulunarak büyük bir
ulusal birikim
sağlamıştır.
İTÜ'de 1974/75 öğretim
yılında iki kademeli
eğitime geçilerek, dört
yıllık lisans eğitimine
eklemlenen iki yıllık
lisansüstü programları
ile birçok uzmanlık
alanında üst düzeyde
eğitim verilmeye
başlanmıştır. Halen Fen
Bilimleri, Sosyal
Bilimler, Nükleer
Enerji, Avrasya Yer
Bilimleri, Bilişim olmak
üzere beş enstitü
tarafından yürütülen
yüksek lisans ve doktora
programları ile büyük
bir öğrenci kitlesine
hizmet veren İTÜ, lisans
sonrası eğitimle
Türkiye'nin gereksinim
duyduğu genç öğretim
üyesi adaylarını
yetiştirmeyi ve düzeyli
uzman gereksinimini
karşılamayı
hedeflemektedir.
İstanbul Teknik
Üniversitesi'nin
Mimarlık, Makina,
İşletme Fakülteleri,
Türk Musikisi Devlet
Konservatuarı ve Sosyal
Bilimler Enstitüsü kent
merkezinde, Taşkışla,
Gümüşsuyu ve Maçka
binalarında
bulunmaktadır.
1970'lerden başlayarak
Maslak'ta gelişmeye
başlayan geniş kampüs
içinde Rektörlük yönetim
binaları ile birlikte
İnşaat, Maden, Kimya ve
Metalürji, Fen-Edebiyat,
Uçak-Uzay Fakülteleri
bulunmaktadır. Lisans
sonrası eğitim veren
Enstitüler ise: Nükleer
Enerji, Fen Bilimleri,
Bilişim ve Avrasya Yer
Bilimleri
Enstitüleridir. Teknik
Üniversite bünyesine
1988 yılında katılan
Denizcilik Fakültesi,
Tuzla'da 16.5 hektarlık
bir alana sahiptir. İTÜ
Maslak Kampüsünde byük
bir gelişme süreci
yaşanmaktadır. Kitaplık,
Kültür Sanat Birliği,
Spor Birliği, Çocuk
Yuvası gibi binaların
yapımıyla üniversite
yaşamının gerektirdiği
temel hizmetler
karşılanmıştır.
1940'lardan başlayarak
birçok ünlü İTÜ'lünün
kaldığı Gümüşsuyu
Öğrenci Yurduna ek
olarak Maslak Kampüsünde
yapılan yeni yurt ve
lojmanlar öğrenci ve
öğretim üyelerinin
kullanımına
sunulmaktadır.
http://www.itu.edu.tr/ |