Katoliklik; katolik dogmalarını, çağdaş
bilimle uyuşturmaya çalışan felsefe akımıdır. Katoliklik
Hıristiyanlıkta papayı başkan tanıyan mezhebi dile getirir.
Protestanlığın ortaya çıkışına kadar bu anlayış, bütün
Hıristiyanlığı kapsamış ve ortaçağ boyunca Avrupa'ya egemen
olmuştur. Yunanca 'evrensellik' anlamına gelen 'to katalou'
sözcüğünden türemiştir.
Aynı zamanda Agustinusçuluğu canlandırmak isteyen çağdaş bir
dinsel felsefe anlamında kullanılır. Saint Agustunus ile
Saint Thomas'ın çağlarına uygun olarak geliştirdikleri
katoliklik felsefesi anlamında da kullanılmaktadır. Bu
felsefe, Roma kilisesini İsa'nın vücudu sayıyor ve
Tanrı-İsa-Kilise-İnsanı örgensel bir bütünlükte
birleştiriyordu.
Kilise, aynı zamanda devletti ve Kutsal Roma İmparatorluğu
adını taşıyordu. Katolik felsefesinin temel yapısı Platon ve
Aristoteles ile güçlendirilmiş bir devlet anlayışı içinde,
Tanrı'ya bağlılıktan önce, kilise devlete bağlılığı şart
koşmaktaydı. Bu tutumun, orta çağın siyasal ve toplumsal
yapısında gerçekçi bir anlamı vardı. Bütün Avrupa'yı
kaplayan geniş katolik örgütü; Protestanlığın ortaya çıkması
ile Hıristiyanlığın bir mezhebi olma sınırlarına çekildi.
Katolik felsefesi gerçekte, Katolik Kilisesi adı verilen
dinsel kurumun felsefesidir. Bu dinsel kurum; Kutsal ruhun
hem Tanrı'dan, hem de oğlu İsa'dan geldiğine inanır,
cehennemin varlığı, Meryem anaya tapınma, papazların zorunlu
bekarlığı gibi özelliklerin yanında Papanın dinsel
başkanlığını kabul etme anlayışına dayanır.
Katolikliğin temeli; ermiş Petrus'un Roma'da öldüğü ve
yerine Roma Piskoposu'nu (papa) bırakmış olduğu inancıdır.
Diğer piskaposlar da İsa'nın 12 havarisinin halefleri olarak
kabul edilir. Kilise evrenseldir, bu nedenle uzayda ve
zamanda her zaman tek ve birdir. Papa baş Hıristiyan
sayıldığında bu birlik sağlanabilir. Protestanlık ve
Ortodoksluk bu anlayışa karşı çıkınca Katoliklik bir
Hıristiyanlık mezhebine dönüşmüştür.