|
MÜZELER
MEVLANA MÜZESİ
Bu gün müze
olarak
kullanılmakta
olan Mevlana
Dergahının yeri,
Selçuklu
Sarayının gül
bahçesi iken
bahçe, Sultan
Alaadin Keykubat
tarafından
Mevlana'nın
babası Sultanü'l
Ulema Bahaeddin
Veled'e hediye
edilmiştir.
Sultanü'l Ulema
12 ocak 1231
yılında vefat
edince türbedeki
bugünkü yerine
defnedilmiştir.
Bu defin gül
bahçesinde
yapılan ilk
defindir.
Sultan'ül
Ulema'nın
ölümünden sonra
kendisini
sevenler
Mevlana'ya
müracaat ederek
babasının
mezarının
üzerine bir
türbe yaptırmak
istediklerini
söylemişlerse de
Mevlana "Gök
Kubbe'den daha
iyi türbe mi
olur? Diyerek bu
isteği
reddetmiştir.
Ancak kendisi 17
Aralık 1273
yılında vefat
edince
Mevlânâ'nın oğlu
Sultan Veled
mevlana'nın
mezarının
üstünde türbe
yaptırmak
isteyenlerin
isteklerini
kabul etmiştir.
"Kubbe-i Hadra"
Yeşil Türbe
denilen türbe
dört fil ayağı
(Kalın sutun)
üzerine 130.000
Selçuki
Dirhemine mimar
Tebrizli
Bedreddin'e
yaptırılmıştır.
Bu tarihtensonra
inşaat
faaliyetleri hiç
bitmemiş,
19.y.y. ın
sonuna kadar
devametmiştir.
Mevlevi Dergahı
ve türbe 1926
yılında "Konya
Asar-ı Atıka
Müzesi" adı
altında müze
olarak hizme
başlamıştır 1954
yılında ise
müzenin teşhir
tanzimi yeniden
elden geçilmiş
ve müzeni adı
"Mevlana Müzesi
olarak
değiştirilmiştir.
Müze alanı
bahçesi ile
birlikte 65000
m2. İken, yeni
istimlak
edilerek Gül
bahçesi olarak
düzenlenen
bölümlerle
birlikte 18.000
m2. ye
ulaşmıştır.
Müzenin avlusuna
"Dervişan
Kapısı" ndan
girilir. Avlunun
Kuzey ve Batı
yönü boyunca
Derviş hücreleri
yer almaktadır.
Güney yönü,
Matbah ve Hürrem
Paşa Türbesinden
sonra, Üçler
Mezarlığına
açılan Hamuşun
(Susmuşlar)
kapısı ile son
bulur. Avlunun
doğusunda ise
Sinan Paşa,
Fatma Hatun ve
Hasan Paşa
Türbeleri
yanında Semâhâne
ve Mescit
bölümleri ile
Mevlana ve aile
fertlerinin
mezarlarının da
içerisinde
bulunduğu ana
bina yer alır.
Avluya Yavuz
Sultan Selim'in
1512 yılında
yaptırdığı üzeri
kapalı Şadırvan
ile Şeb-i Aruz
(Düğün Gecesi)
havuzu ve
avlunun kuzey
yönünde yer alan
selsebil adı
verilen çeşme,
ayrı bir renk
katmaktadır.
KARATAY MÜZESİ
Karatay
Medresesi,
Sultan İzzeddin
Keykavus II.
Devrinde Emir
Celaleddin
Karatay
tarafından, 649
Hicri (1251
Miladi) yılında
yaptırılmıştır.
Mimarı
bilinmemektedir.
Osmanlılar
Devrinde de
kullanılan
Medrese XIX.
Yüzyılın
sonlarında terk
edilmiştir.
Anadolu Selçuklu
devri çini
işçiliğinde
önemli yer
bulunan Karatay
Medresesi 1955
yılında "Çini
Eserler Müzesi"
olarak ziyarete
açılmıştır.
Karatay
Müzesinde,
Beyşehir Gölü
kenarındaki
Kubat-Âbad
Sarayı kazı
buluntuları
arasında olan
duvar çinileri,
çini ve cam
tabaklar ile
Konya ve
yöresinde
bulunan Selçuklu
ve Osmanlı
Dönemlerine ait
çini ve seramik
tabaklar,
kandiller ve
alçı buluntuları
sergilenmektedir.
SIRÇALI MEDRESE
(Mezar Anıtları
Müzesi) Mezar
Anıtları Müzesi,
Konya'daki
Selçuklu Dvri
eski
eserlerinden
Sırçalı
Medrese'de 1960
yılında
açılmıştır.
Sırçalı Medrese,
1242 yılında
Bedreddin Muslih
tarafından
yaptırılmış,
çinilerle süslü
açı (avlulu)
medreselerden
birisidir Konya
şehrinde
kamulaştırılan
mezarlıklardan
toplanan tarih
ve sanat tarihi
yönünden değerle
mezar taşları
selçukluluar
Devri, Beylikler
ve Osmanlılar
Devri'ne göre
tasnif edilerek
teşhir
edilmişlerdir.
Ayrıca Mezar
taşları, şekil,
motif ve yazı
karakterleri de
gözönüne
alınarak
değerlendirilmiş
ve kronolojik
bir sıraya
konulmuştur.
AKŞEHİR MÜZESİ
Akşehir Arkeolog
Müzesi: Hitit,
Frigg Lidya,
Roma ve Bizans
dönemi eserleri
teşhir
edilmektedir.
Atatürk Müzesi:
İstiklal Savaşı
sırasında Garp
Cephesi
Komutanlığının
karargahı olarak
kullanılan
tarihi bina,
Atatürk Müzesi
olarak o günkü
özellikleri
koruyarak
bugünde hizmet
vermektedir.
ARKEOLOJİ MÜZESİ
Konya Arkeolojik
Müzesi, 1901
yılında Karma
Orta Okulunda
açılmıştır. Daha
sonra 1927
yılında Mevlana
Müzesine 1953
yılında İplikçi
Camii'ne
taşınmıştır.
1962 yılında ise
bugünkü müze
binası kurularak
hizmete girdi.
Müzede,
Neolitik, Eski
Tunç, Orta Tunç
(Asur ticaret
kolonileri),
Demir (Frig,
Urartu,),
Klasik,
Helenistlik,
Roma ve Bizans
çağlarına ait
eserler
sergilenmektedir.
Neolitik eserler
Çumra,
Çatalhüyük,
Erbaba ve
Süberde
kazılarında,
Eski Tunç
Eserler; Sızma
ve Karahöyük
kazılarında,
Asur ticaret
kolonileri çağı
Karahöyük
kazılarında ele
geçen
eserlerdir.
Konya Alaaddin
tepesi
kazılarında
bulunan Frig çaı
kap parçaları
ile Konya
Karapınar
Kıckışla höyükte
bulunan çeşitli
formlarda Frig
çağı kapları ve
Lidya kapıları
da
sergilenmektedir.
Yine Kıcıkışla
höyükten Klasik
Çağ Alabastron,
Aryballos,
Lekythos ve
Kylixler
bulunmaktadır.
Arkeoloji
Müzesinin
görülmeye değer
eserleri Roma
lahitleridir.
Roma ve Bizans
çağından sunak
mezar stel ve
Ostotekler müze
iç teşhirinde ve
bahçede
sergilenmektedir.
Sille Tatköy ve
Çumra
Alibeyhöyük'de
müzemizce
yapılan kabartma
kazılarında M.S
6.y.y, ait
kilise taban
mozaikleri
yerinden
kaldırılarak
müzemizde teşhir
edilmektedir.
ETNOGRAFYA
MÜZESİ
Bölge Müzesi
tarzında eğitim
amaçlı olarak
inşaa edilen
bina 1975
yılında
Etnografya
Müzesi olarak
hizmete
açılmıştır. Üç
katlı binanın
bodrum katında
fotoğrafhane,
arşiv ayniyat ve
etütlük eser
depoları,
kaloriferhane
ile halen
çalışmaları
devam etmekte
olan ve 1999
yılı içerisinde
açılması
planlanan Halı
Kilim seksiyonu
bulunmaktadır.
Bu bölümde
Etnografya
Müzesi
depolarında
bulunan başta
Selçuklu Halı
örnekleri olmak
üzere, Dünyanın
bilinen birkaç
halı-kilim
dokuma
merkezinden
birisi olarak
kabul edilen
Konya Bölgesi'ne
ve Türkiye
sınırları
içersinde kalan
meşhur
halı-kilim
dokuma
merkezlerine ait
halı ve kilimler
sergilenecektir.
Zemin katta
teşhir salonu ve
Dr. Mehmet ÖNDER
Konferans
Salonu; birinci
katta bürolar,
idari hizmet
servisleri,
kütüphane ve
eser depoları
bulunmaktadır.Teşhir
salonunda satın
alma, hediye ve
başka müzelerden
devir yolu ile
müzeye
kazandırılan
daha çok Konya
ve çevresine ait
etnografik
eserler
sergilenmektedir.
İNCE MİNARE
MEDRESE (Taş ve
Ahşap Eserler
Müzesi)
Selçuklu Vzeiri
sahip Ata
Fahreddin Ali
tarafından hadis
ilmi okutulmak
üzere (Hicri
663) 1254
yılında
yaptırılmıştır.
Mimarı Abdullah
oğlu Kelük'tür
Selçuklu taş
işçiliği
Şaheserlerinden
olan taç kapısı
üzerinde
kabartmalı
geometrik ve
bitkisel
bezemelerle
birlikte
Selçuklu
sülüsüyle
yazılmışı "Yasin
ve Fetih"
sureleri
vardır.Binanın
iç mekanları
avlu, eyvan,
dershane, ve
öğrenci
hücrelerinden
oluşur.Minare
kaidesi kesme
taşla kaplı
tuğla malzeme
kullanılarak
yapılmış ve ön
cephede akant
yaprağı ile
bezelidir. Yarı
piramit formlu
üçgenle ve oniki
köşeli, gövde
köşeleri turkuaz
mavi sırlır
tuğladan
yapılmış çift
şerefelidir.
1901 'de
yıldırım
düşmesiyle
birinci şerefeye
kadar
yıkılmıştır.
1956 yılında
müze olarak
açılmış olup
Selçuklu,
Beylikler ve
Osmanlı dönemine
ait taş ve ahşap
eserler teşhir
edilmektedir.
BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYESİ ÖZEL
KOYUNOĞLU MÜZE
VE KÜTÜPHANESİ
Konya'nın köklü
ailelerinden
A.R. İzzet
KOYUNOĞLU,
Topraklık
mahallesindeki
evinde yıllarca
toplamış olduğu
tarihi eserlere
özel bir müze ve
kitaplık
kurmuştur. Daha
sonra kurmuş
olduğu müze ve
kitaplığı Konya
Belediyesi'ne
bağışlanmıştır.
Konya
Belediyesi'nce
modern müzecilik
anlayışının her
türlü ihtiyacına
cevap verecek
şekilde
yaptırılarak
bugünkü durumuna
getirilmiştir.
Müzede
arkeolojik
eserler ile
etnografik
eserler
sergilenmektedir.
Müze bahçesinde
bulunan İzzet
Koyunoğlu'na ait
ev restore
edilerek tipik
Konya evi örneği
olarak ziyarete
açılmıştır.
Binada eski ve
yeni sivil
mimari arzı bir
arada
bulunmaktadır.
Müze yazma,
basma eserler
bakımından çok
zengindir.
ATATÜRK MÜZESİ
Atatürk
caddesinde yer
alan yapı 1912
yılında
yapılmıştır.
Bina XX. Yüzyıl
ulusal mimari
örneklerinden
olup 1928
yılında
Konyalılar
tarafından
Atatürk'e
bağışlanmıştır.
1954 yılında
Müze olarak
açılmıştır.
Müzenin
teşhirinde
Atatürk'ün
kullandığı
elbise ve
eşyaları ile
Konya'nın
kurtuluş
savaşındaki
yerini anlatan
belge, fotoğraf
ve gazete
küpürleri
sergilenmektedir.
EREĞLİ MÜZESİ
Arkeoloji ve
Etnoğrafik
eserlerin
beraber
sergilendiği bir
müzedir. Türk
İslam Eserleri,
Etnografya,
Hitit, Frig,
Yunan, Roma ve
Bizans dönemi
eserleri ise
Arkeoloji
seksiyonlarında
teşhir
edilmektedir.
ÖREN YERLERİ
İVRİZ KAYA ANITI
Tuvana
Krallığından
günümüze kalan
en önemli kültür
varlığımız ivriz
Kaya
Kabartması'dır
Ereğli ilçesinin
17 km. güneyinde
bu gün Hakapınar
ilçesine bağlı
Aydınkent Köyü
içinde,
Toroların kuzey
eteklerindeki
vadilerin
birisinde kaya
üzerine yapılmış
olan bu anıt
4.20 m x 2.40 m.
ölçülerindedir.
Torosların
derinliklerinden
gelen zengin kar
sularının
oluşturduğu
tarihi İvriz
Çayı'nın
kaynağında, o
çağlarda da
Ereğli ovasına
hayat veren bu
suyun çıktığı
yere, özellikle
seçilerek
yapılmıştır.
Kaya'nın güneye
bakan yüzeyine
yapılmış olması
sebebiyle
oldukça iyi
korunarak
zamanımıza kadar
gelmiş bir
eserdir.Kabartma
M.Ö. 800
yıllarında da bu
bölgenin, Tuvana
ülkesinin en
görkemli
krallarından
Var-pa-la-waş
tarafından
yaptırılmıştır.
Tanrının yüz
kısmını önünde
ve kralın
arkasında Hitit
hiyeroglif
yazısı vardır.
Bu yazıda "Ben
hakim ve
kahraman Tuvana
Kralı Var-pa-la-waş,
sarayda bir
prens iken bu
asmaları diktim,
Tarhundas onlara
bereket ve
bolluk versin"
denilmektedir.
SİLLE (Siyata)
Sille Konya il
merkezinin 8 km.
kuzeybatısındadır.
Bugün merkez
belediye
hudutları içinde
olup, şehir
otobüsü
çalışmaktadır.
Erken
Hıristiyanlık
dönemini de
önemli bir
merkezidir. Bu
dönemden başka
Ak Manastır
diğer adı ile
HAGİOS Khariton
(St.Chariton)
olmak üzere bir
çok manastır
keşişler
tarafından
kayadan oyularak
yapılmıştır. Bu
manastırlar
dünyada kurulan
ilk manastırlar
arasındadır.
AK MANASTIR
Geniş ve mağara
gibi kayadan
oluşmuş olup,
mağaraya itaf
edilmiş bir
kilisesi, 6-7
şapeli ve bir
çok hücreleri
vardır. Bu
manastırda
bulanan Mikael
Hommenos ve
Mikaeles oğlu
Abraham'a ait
mezar taşlarları
Konya Arkeoloji
Müzesinde teşhir
edilmektedir.
ÇATAL HÖYÜK
Çatalhöyük,
Konya'nın Çumra
İlçesi
sınırlarında
olup, İlçenin 10
km. doğusunda
yer almaktadır.
Höyük, farklı
yükseklikte iki
tepe düzü olan
bir tepe
şeklindedir. Bu
iki yükseltisi
nedeniyle çatal
sıfatını
almıştır.
Çatalhöyük 1958
yılında J.Mellart
tarafından
keşfedilmiştir,
1961-1963 ve
1965 yıllarında
kazısı
yapılmıştır.
Yüksek tepeni
batı yamacında
yapılan
çalışmalar
neticesinde 13
yapı katı açığa
çıkartılmıştır.
En erken
yerleşim katı
(1) ise M.Ö.
5500 yıllarında
tarihlenmektedir.
Stil Kritik yolu
ile yapılan bu
tarihleme, C14
metodu ile de
doğrulanmıştır.
İlk Yerleşme,
ilk ev mimarisi
ve ilk kutsal
yapılara ait
özgün
buluntuları ile
insanlık
tarihine ışık
tutan bir
merkezdir.
Yapılarda
kullanılan
malzeme kerpiç
ağa ve
kamıştır.Çatalhöyük'te
1996 yılına
kadar kazılar
yapılmamış bu
yıldan itaberen
üç yıldır
İngiliz
Arkeoloji
Enstitüsü
tarafından Ian
Hodder
başkanlığında
kazılar devam
etmektedir.
Bulunan kazı
eserleri ise
Konya Arkeoloji
Müzesine teslim
edilerek bir
kısmı teşhir
edilmekte
diğerleri ise
depolarda koruma
altına alınmış
durumdadır.
SİLLE AYA-ELENA
MÜZESİ
Sille, Konya
ili, Selçuklu
ilçesine bağlı
kent merkezine 7
km. uzaklıkta
bir yerleşim
yeridir. İsa'nın
doğumundan 327
sene sonra
Bizans İmpartoru
Constantin'in
annesi Helena,
Hac için Kudüs'e
giderken
Konya'ya
uğramış,
buradaki ilk
hıristiyanlık
çağlarına ait
oyma mabetleri
görmüş,
hıristiyıanlara
Sille'de bir
mabed yaptırmaya
karar vermiştir.
Mihail
Arhankolos adına
bu kilisenin
temel atma
töreninde
bulunmuştur.
Kilise asırlar
boyu onarımlar
görerek günümüze
kadar gelmiştir.
Kilisenin iç
kapısının
üstünde Yunan
harfleriyle
yazılmış Türkçe
bir tamir
kitabesi
kilisenin tarihi
hakkında bilgi
vermektedir. Bu
kitabe 1833
tarihlidir. Aynı
kitabenin
üzerinde ise
kilisenin
dördüncü
tamiratının
Sultan Mecit
döneminde
gördüğünü
belirten üç
satırlık bir
kitabe daha
bulunmaktadır.
Kilise düzgün
kesme Sille Taşı
ile yapılmıştır.
Avlusunda
kayalara oyulmuş
odalar
bulunmaktadır.
Kilisenin kuzeye
açılan
kapısından dış
nartexe girilir.
Burada kadınlar
mahfeline çıkan
iki yönlü taş
merdivenler yer
almaktadır.
Kilisenin ana
kubbesi dört fil
ayağı üzerinde
olup, kilise üç
sahınlıdır.
Kilisenin
içerisinde
ahşaptan
içerileir alçı
süslü bir vaaz
kürsüsü ile
apsidle ana
mekanı ayıran
ahşap alçılı
kafes bir sanat
şaheseridir.
Kubbe
geçişlerinde ve
taşıyıcı
ayaklarda Hz.
İsa, Hz. Meryem
ile havarilere
ait resimler
bulunmaktadır.
EFLATUNPINAR
HİTİT ANITI
Konya İli,
Beyşehir İlçesi,
içinde
bulunmaktadır.
Anıt W.J.
Hamilton (1849)
da bilim
dünyasına ilk
haber veren
kişidir. Daha
sonra F.Sarreve
J. Garstang ayrı
ayrı
yayınlamışlardır.
Anıt bir su
kaynağıdır.
Kenarında
dikdörtgen
taşlar üzerinde
kabartmalardan
oluşmaktadır.
Niteliğin
kaybetmeyen
kabartmalar ön
kısmındaki14
adet taş bloklar
üzerine
oyulmuştur.
Anıtın ilk planı
bilinmemektedir.
Bu anıt açık
hava
anıtlarından
daha küçüktür.
Doğal bir kayaya
oyulmamış, her
parçanın
üzerinde figür
bulunan blok
taşların
örülmesiyle
oluşmuştur. Su
kaynağının
yanında bulunan
bu anıtın su
toplama
havuzunun ilk
yapılış tarih
araştırılmamıştır.
Eflatunpınar
Anıtı'nın blok
taşları
üzerendeki
figürler; üstte
güneş kursu,
ortada tanrıça
ve tanrı diye
kabul edilen
figürerin
arasında,
yanlarıda ve en
alttaki figürler
elleri yukarıya
doğru kaldırıp
tanrı ve
tanrıçayı
selamlamaktadır.
Bu anıt Hitit
Krallık dönemine
tarihlenmektedir.
1996 yılında
Konya Müze
Müdürlüğünce
Anıt çevresinde
temizlik ve kazı
çalışmaları
başlamıştır.
Çalışmalarda
anıtın 3.34x3 m.
ölçülerinde
dikdörtgen
planlı bir
havuzun parçası
olduğu ortaya
çıkmıştır. 1998
yılı
çalışmalarında
anıtın alt
kısmında beş
adet daha tanrı
kabartması
tesbit edilmiş
olup, ilerideki
yıllarda kazı
çalışmaları
devam
ettirilecektir.
KİLİSTRA ANTİK
KENTİ
Kilstra Antik
Kenti Konya'nın
34 km. güney
batısındaki
Hatunsaray
Bucağının 16 km.
kuzey
batısındaki
Gökyurt Köyü
sınırları
içerisinde yer
almaktadır.
Yapılan
çalışmalarda
M.Ö. III. Y.y.
kadar yerleşim
olduğu
anlaşılmıştır.
Listradan
(Hatunsaraya
gelip Mistiya'ya
Beyşehir'e doğru
devam eden
tarihi kral yolu
(Vig Seboste)
üzerinde yer
almaktadır.
Kilistra Antik
kentinin M.S. 7.
y.y. da
Kapodokya
benzeri yumuşak
kayaların
oyulması ile bir
çok kaya
yerleşmesi
oluşturulmuştur.
1998 yılında
giderleri İl
Özel İdare
Müdürlüğü
tarafından
karşılanmak
üzere Konya Müze
Müdürlüğü adına
yapılan kurtarma
kazısı
çalışmalarında,
Haç Planlı
Şapel, Sümbül
Kilise, Büyük Su
Sarnıcı ve
Şırahanelerde
temizlik
restorasyon,
çevre
düzenlemesi
yapılmıştır. Haç
planlı Şapel iç
ve dışı yekpare
kaya oyuğu
olması nedeniyle
eşine az
rastlana
nitelikte olup
M.S. 8.y.y.'a
aittir. Sümbül
Kilisede M.S.
8.y.y'a ait olup
devrini yansıtan
süslemeler
Bizans Devrine
ait Büyük Su
Sarnıcı ise
karşılıklı
yekpare kayaya
oyulmuş dörder
payeye otura 3
nefli plan
gösterir. Çiftli
Şırahane ise
karşılıklı
yekpare iki kay
içine oyulmuş
çevresi ise bir
kompleks
halindedir. Doğu
Şırahane'nin
giriş kapısı
eşiğinde M.Ö.
I.yy'la ait
kentin adını
veren bir yazıt
bulunmuştur.
Bizans devrine
ait kaya oyuğu
iki ev ortaya
çıkartılmıştır.
Kilistra antik
kenti oldukça
geniş alana
yayılmış kaya
oyuğu
yerleşmeleri
şeklindedir.
Gelecek yıllar
yapılacak kazı
ve temizlik
çalışmaları
buranın Ürgüp,
Göreme gibi
turistik bir yer
olmasını
sağlayacak
KARAHÖYÜK
Konya il
Merkezine 15 km.
güney doğusunda
Harmancık
mahallesindedir.
Ulaşım belediye
otobüsleri ile
sağlanır. Ord.
Prof. Dr. Sedat
ALP
başkanlığında
1953 yılında
başlayan kazılar
halen devam
etmekte olup,
üzerinde en az
uzun süren
çalışma en eski
Türk
kazılarındandır.
Karahöyük'te
yapılan
araştırmalarda
höyüğün M.Ö.
3000 (Eski Tunç
Devri-M.Ö. 2000
Asur ticaret
kolonileri
devri) de iskan
edildiği
anlaşılmış olup,
27 yerleşik katı
tespit
edilmiştir.
Konya bölgesinin
M.Ö. 3000 ve
2000 yıllarının
tarihe ışık
tuttuğu
bilinmektedir.
Eski Anadolu'nun
en önemli şehir
harabeleri
arasındadır.
Karahöyük
kazılarında
çıkan buluntular
devrinin
kültürel ve
ticari
ilişkileri
anlatan
belgelerdir.
Hitit
İmparatorluk
Çağı öncesi eski
Tunç Devri Mühür
sanatının Orta
Anadolu'nun
güney
bölgesindeki en
önemli
buluntularını
veren merkezdir.
Grafitolan kap
markaları ve
bazı mühürler
Anadolu'da
yazının erken
safhalarının
araştırılmasında
yardımcı
olmaktadır.Gaga
ağızlı testiler,
fincanlar, yonca
ağızlı testiler,
rhytonar, üzüm
salkımı biçimli
kandilleri ve
diğer buluntular
olup ayrıca at
nalı biçiminde
atkılar devrinin
karakteristik
eserleridir.
Buluntular Konya
Arkeoloji
Müzesi'nde
teşhir ve
muhafaza
edilmektedir.
BOLAT ÖRENLERİ
Bolat yaylası
ören yeri,
Hadim, ilçesi
Bolat köyü
sınırları içinde
kalan Temaşalık
mevkiindedir.
Literataüre adı
Astra olarak
geçmiş olan
antik kent,
Hadim ilçesinin
kuzey batısında
ve Hadim'e 17
km.
uzaklıktadır.
Hellenistik,
Roma ve Bizans
devirlerinde
iskan gördüğü
yüzey
buluntularından
anlaşılmaktadır.
Kentte ait
önemli
sayılabilecek
kalıntılar;
nekropol alanı,
bouleterion,
kilise ve büyük
yapıdır.
1992-93-94
yıllarında Konya
Müze
Müdürlüğü'nce
kurtarma ve
temizlik
çalışmaları
yapılmıştır.
NEKROPOL ALANI
Kentin
güneyindedir.
M.S. 3.yy'a ait
bol miktarda
mezar steli ve
lahit parçaları
bulunmaktadır.
Stellerde; boğa
başları, asma
dalı, üzüm
salkımları ve
medusa başları
işlenmiştir.
Stellerde insan
figürü
işlenmiştir.
BOULETEFERİON
Kentin
batısındadır.
Yüksek bir
noktada
kurulmuştur.
Cave alanının
bir bölümü
ayakta
kalabilmiştir.
SELÇUKLU KÖŞKÜ
Alaaddin
Tepesini çeviren
iç kalenin kuzey
eteğindedir.
Sarayın II.
Kılınçaslan'a
ait olduğu
kuvvetle
muhtemeldir.
Köşk, Alaadin
Keykubat I
zamanında
genişletilerek
tamir edilmiş,
kare bir plan
üzerine harç ve
tuğlalarla iki
kat olarak
yapılmış, altı
kat kerpiç ve
molozlarla
takviye
edilmiştir. Köşk
bugün harap
olmuş bir duvar
parçasından
ibarettir. Son
defa 1961
yılında bu tek
duvarın beton
bir şemsiye ile
muhafazası
yoluna
gidilmiştir.
KUBADABAD SARAYI
Beyşehir
Gölü'nün
güneybatı
kıyısında,
Heyran Köyü
yakınındaki
alanlardan biri
üzerindeiri.1236
Selçuklu Sultanı
I. Alaadin
Keykubat
tarafından
yaptırılmış
35x50m.
boyutunda yazlık
bir saraydır.
1950-1953
yılları arasında
Mehmede Önder ve
Zeki Oral
tarafından
yapılan
arkeolojik
kazılarda
bulanan çiniler
ve panolar
Konya'daki Çini
Eserler
Müzesi'ne
kaldırılmıştır.
Saray, Kız
Kalesi, tersane,
hamam vs.'nin
kalıntıları
bulunmaktadır.
35x50 m.
boyutundaki
saraya ait
kalıntılar
arasında göl
kıyısı
tarafından ancak
sarayın terası
yer almıştır.
YERKÖPRÜ
MAĞARASI
Konya, İli,
Hadim İlçesi
sınırının
yakınlarında,
Göksu Vadisinde
bulunmaktadır.
Mağaraya
Konya-Karaman
yoluyla
Kayaağzı-Habibler
Köyleri
üzerinden 116
km.'lik bir
yolculukla
ulaşılmaktadır.
Ayrıca mağaranın
bulunduğu Göksu
Vadisine
Mersin-Silifke
üzerinden de
ulaşılabilmektedir.
Köy yolları
stabilizedir.Mağara
tamamen bir
traverten tüfün
içinde yer
almaktadır.
Türkiye'nin
doğası en güzel
mağaralarından
birisidir. Göksu
Nehrinin, bu
traverten
tüfünün altına
oluşturduğu
mağara 5000 m.
kadar
uzunluktadır.
Suyun battığı
yerde mağara
sifolanmaktadır.
Mağaranın çıkış
ağzında, Göksu
Nehrinin,
dışarıdan akan
bir bölümü
mağaradan çıkar.
Diğer bölümüne
bir şelaleler
ile birleşirken
bir doğa
harikası
oluşturmakta ve
derin, mavi
göller
oluşturarak
Göksu Nehri
devam
etmektedir.
BALATİNİ
MAĞARASI
Mağara Konya
İli, Beyşehir
İlçesine bağlı
Çamlık Beldesi
ile Derebucak
ilçesi
sınırlarında yer
almaktadır.
Konya - Beyşehir
-
Üzümlü-Manavgat
yolunun 45.
km'sinden
ayrılan yolla
Çamlık veya
Derebucak
üzerinden, bu
iki yerleşim
merkezini
bağlayan
stabilize
karayolu ile
ulaşılmaktadır.
Çamlık'a 5 km.
Derebucak'a 6
km. uzaklıkta
bulunmakta olup
Körükini ile
Suluin
mağaralarının 3
km.
kuzeybatısınadır.
Toplam uzunluğu
1830 m olan
mağaranın düden
ve kaynak
konumunda iki
girişi vardır.
Balatini
mağarası üst
üste bulunan iki
farklı seviyeden
oluşmuştur. Üst
katı oluşturan
fosil kolun
emini tamamen
mağara kili ile
kaplıdır. Alt
kat olan su
taşıyan asıl
galeri de ise
suyun az olduğu
dönemlerde su
içinden
yürünerek
ilerlenebilmektedir.
Sadece bir 5
m'den daha derin
olan 3 adet
Cadıkazanı geçiş
tekniği yada bot
kullanılarak
geçilebilir.
Traverternleri,
Heykel Odası, ve
Dev Cadı
kazanları
mağaranın
görülmeye değer
güzellikleridir.
KÖRÜKİNİ
MAĞARASI
Kona İli
Beyşehir
ilçesine bağlı,
Çamlık
Beldesinin 500
m.
Güneybatısında
bulunan mağaraya
stabilize yola
ulaşılmaktadır.
Toplam uzunluğu
1250 m. olan
Körükini
Mağarasının
içinden Uzunsu
Deresi
geçmektedir.
Mağaradan çıkan
su değirmen
vadisine daha
sonra da
Değirmen
Mağarasına
girmektedir.
Tamamıyla aktif
olan mağarada
bot kullanımı
hatta büyük kaya
blokları
arasında
şelaleler yapan
suyu geçmek
ayrıca bir
deneyim
gerektirmektedir.
Mağaraya giriş
için yaz ve
sonbahar ayları
en uygun
zamanlarıdır.
Bahar ayları
aşırı su,
sifonlara,
şelaleler
nedeniyle
tehlikeli
olabilir.
SULUİN (DEĞİRMEN
İNİ) MAĞARASI
Konya İli
Beyşehir
İlçesine bağlı
Çamlık
Beldesinin 500
m.
Güneybatısında
bulunan mağaraya
stabilize yolla
ulaşılmaktadır.
Körükini
Mağarasından
çıkan Uzunsu
Deresi 100 m.
Uzunluktaki
Değirmen Vadisi
boyunca
kayalıklar
arasında akarak
Değirmenini
Mağarasına
girmektedir.
Buradan su dev
kaya blokları
arasından
şelaleler
yaparak
ilerlerken,
mağara çok geniş
ve yüksek bir
galeri halinde
devam eder ve
150 m. sonunda
büyük göle
ulaşır.
SAKALTUTAN
MAĞARASI
Konya iline
bağlı Seydişehir
İlçesi
yakınlarındadır.
Mağaraya
Seydişehir,
Süleymaniye
Köyü-Mortaş yolu
ile ulaşılır.
Dikey bir mağara
olan Sakaltutan
Mağarasının
toplam derinliği
303 m. dir.
SUSUZ MAĞARASI
Mağara,
Seydişehir
ilçesine bağlı
Susuz Köyünde
yer almaktadır.
Aktif olan
mağara, biri
yatay diğeri ise
60 m.'lik dikey
bir iniş olan
iki girişe
sahiptir.
Mağaranın toplam
uzunluğu
yaklaşık 2000
m.'dir. Mağara
boyunca yer altı
nehrinin akışı
gözlenmektedir.
Özellikle
ilkbahar
aylarında
mağaraya
girilmesi
tehlikeli
olabilir.
TINAZTEPE
MAĞARASI
Mağaraya
Konya-Seydişehir-Manavgat
yolunda
Seydişehir'den
35 km. mesafede
bulunmaktadır.
Toplam uzunluğu
1650 m.
Derinliği 65 m.
olan mağara
Tınaztepe'nin
güneybatı
yamacında yer
almaktadır.
Fosil ve aktif
olmak üzere iki
bölümden
oluşmaktadır.
Fosil bölümüne
bahar aylarında
girilecek
olursa, sayısı
5'i bulan
göllerin botla
geçilmesi
gerekecektir.
Sonbahar
aylarında
suların azalması
sonucu aynı
galeri yürünerek
geçilebilir.
Beşinci gölden
sonra mağarada
30 m.'lik bir
inişle Büyük
Salon'a
gelinmektedir.
Bu salon gölle
son bulmaktadır.
PINARBAŞI
MAĞARASI
Beyşehir gölü
güneyinde
bulunan Kızılova
Polyesinin
güneybatı
yamacında
yeralır.
Beyşehir-Derebucak
karayolundan
ayrılan bir yol,
Kızılova
polyesinden
geçerek
Pınarbaşı Köyüne
varırı. Mağara,
köyün hemen
yakınındadır.Pınarbaşı,
Krestase
kireçtaşlarındaki
belirgin bir fay
üzerinde
gelişmiş yatay
bir mağaradır.
İçinden büyük
bir karstik
kaynak çıkan
mağarada geçmesi
zor sifon ve
göller yer alır.
Bu nedenle
araştırması zor
bir mağaradır.
Ayrıca damlataş
birikimi
yönünden son
derce zengindir.
BÜYÜK DÜDEN
MAĞARASI
Mağara Konya İli
Derebucak
İlçesindedir.
Konya-Beyşehir-Derebucak
yolundan sonra,
Derebucak'dan
ibradi yönünde,
18'nci km.'de,
Kembos Ovası
batı kıyısında
yer
almaktadır.Genişliği
1 km. uzunluğu
15 km. olan
Kembos Ovası,
bahar aylarında
eriyen kar
suları ve
özellikle Uzunsu
Deresi ile gelip
toplanan suları
bir başka düden
olan Feyzullah
Düdeni ile
birlikte drene
etmektedir. Bu
düdenlerden
batan su
Atınbeşik Düden
suyu
Mağarasından
geçerek Manavgat
çayına
karışmaktadır.
Mağarasının
turistik bir
önemi olmamakla
birlikte,
speolojik açıdan
önem
taşımaktadır.
714 m.
uzunluğundaki
düden de çok
sayıda göller,
dev cadı
kazanları ve
sifonlar
bulunmaktadır.
FEYZULLAH DÜDENİ
Düden, Konya
İlinin,
Derebucak
ilçesine
yaklaşık 25 km.
uzaklıktadır.
Aktif bir düden
özelliğinde olup
ilkbaharda,
Kembos
Polyesinin
sularını drene
eder.
YAPILAR
A) SİVİL MİMARİ
KERVANSARAYLAR
ZAZADİN HANI
Sultan Alaeddin
Keykubat
devrinde
(633-Hicri 1236
Miladi yılında)
Selçuklu
Emirlerinden
Vezir Sadettin
Köpek tarafından
yaptırıldı.
Yazlık ve kışlık
tiplerin
birleşmesinden
meydana gelmiş
avlu tipte
yapılmıştır.
Hanın boyu 104
m., eni 62
metredir.Taş
yapının dış
duvarlarından
gayri İslami
devirlere ait
eserlerden bazı
parçalarda
kullanılmıştır.
Konya-Aksaray
yolunun 25.
Km'sinde Tömek
bucağındadır.
HOROZLU HAN
1248 yılında
bugünkü
Konya-Aksaray
asfaltının
8.'sinde kışlık
olarak
yapılmıştır.
KIZILVİRAN HANI
Konya-Beyşehir
yolu üzerinde
olup, Konya'ya
44 km.
uzaklıktadır.
Kışlık ve yazlık
olmak üzere iki
tipte
yaptırılmıştır.
OBRUK HAN
Anadolu Selçuklu
döneminde
ticaret yolları
üzerinde kurulan
hanlardan bir
örneği de Obruk
Hanıdır. Oburk
Hanı, Konya'yı
Aksaray'a
bağlayan yol
üzerindedir.
SULTAN HAMAMI
Larende
caddesinde Sahip
Ata Külliyesine
ait olan Sultan
Hamamı bugün de
faliyetine devam
etmektedir.
MAHKEME HAMAMI
Şerfaddin Cami
ile Şemsi-i
Tebrizi Cami
arasında yer
alan tarihi
özellikleriyle
milletimizin
temizliğe
verdiği önemi
yaşatan (Türk
Hamamı)
vasıflarını
taşıyan mahkem
hamamı
faaliyetine
devam
etmektedir.
MERAM HAMAMI
meram
mesireliğinde,
tarihi köprü
çıkışında yer
alan Beylikler
devrinde
yapılmış Meram
Hamamı, yeli ve
yabancı
ziyaretçilerin
ilgisini
çekmektedir.
MEYDAN HAMAMI
Akşehir'de 1329
yılında Subaşı
Emir Şerafeddin
tarafından
yaptırılan
hamam, bugünde
hizmet
vermektedir.
ORTA HAMAM
Akşehir ulu
camii
caddesindeki
Orta Hamam
Selçuklulardan
kalmış olup,
Konya Valisi
Avlonyalı Ferit
paşa tarafından
1900 yılında
ciddi bakım ve
tamirattan
geçirilmiştir.
Eski Ulu Camii
güneyinde
yeralan
Karamanoğlu
Beyliği devri
eserlerinden
olan eski hamam
soğukluk,
sıcaklık ve
külhan
bölümleriyle
hizmet vermeye
devam
etmektedir.
B) DİNSEL MİMARİ
ALAEDDİN CAMİİ
Anadolu Selçuklu
Devri Konya'nın
en büyük ve en
eski camiisidir.
Şehrin merkezine
yüksekçe bir
höyük olan
Alaedin Tepesi
üzerinde inşa
edilmiştir.
Selçuklu Sultanı
Rükneddin Mesud
I'in son
zamanlarında
başlanılmış,
Kılıçaslan II
(1156-1192)
devrinde
inşaatına devam
edilmiş, Sultan
Alaeddin
Keykubad I
tarafından 1221
yılında
tamamlanarak
hizmete
açılmıştır.Camii
İslam mimarisi
yapı tarzında
inşa edilmiştir.
Üzeri ağaç ve
toprakla
örtülmüştür.
İçerisi Sütunlar
ormanın
andırmaktadır.
Bizans ve klasik
devirlere ait 41
taş mermer
sütundan
ibarettir.
Camiinin en
ilginç
taraflarından
birisi de
minberidir.
Minber abanoz
ağacından
birbirine geçmiş
olup, Anadolu
Selçuklu ahşap
işlemeciliğinin
en güzel
örneklerdir.
1155 yılında
Ahlat'lı Mengum
Berti tarafından
yapılmış bir
şaheserdir.
Çinilerle süsül
mihrabın önünde
çini süslü
kubbesiyle
örtülmüş bir
saha mevcuttur.
Mihrap ve
kubbelerin
çinileri kısmen
sökülmüştür.
İPLİKÇİ CAMİİ
Alaeddin Caddesi
üzerindedir.
Şemseddin
Altınoba
tarafından1201
yılından sonra
yaptırılmış,
Somuncu Ebubekir
tarafından
genişletilmiş,
yenilenmiştir.
(1332) Cami
iplikçiler
çarşısında
bulunduğu için
İplikçi Camii
adını almıştır.
1951-1960 Klasik
Eserler Müzesi
olarak
kullanılan
camii, 1960
yılında tekrar
ibadete
açılmıştır.
SAHİP ATA CAMİİ
VE KÜLLİYESİ
Anadolu Selçuklu
Devleti
Vezirlerinden
Sahip Ata
tarafından 1258
- 1283 yılları
arasında inşaa
edilmiş olan
mescid türbe,
hanigah ve
hamamdan
ibarettir.
Mimarı Abdullah
Bin Kellük'tür.
SADRETTİN KONEVİ
CAMİİ VE TÜRBESİ
Konya'nın Şeyh
Sadrettin
mahallesindedir.
1274 yılında
yapılmıştır.
Giriş
kapısındaki
kitabede adı
geçen Sadrettin
Konevi aslen
Malatyalı olup,
Konya'ya
yerleşmiş,
zamanını
tanınmış
bilginlerindendir.
Muhiddin İbni
Arabi'den tahsil
ve terbiye
görmüş,
Konya'daki
hanikahında
hadis ilimleri
okutulmuştur.
Mevlana'ya derin
bir sevgi ile
bağlanmıştır.Türbe,
Camiinin
doğusundaki
avludadır. Açık
türbeler tipinin
ayakta kalan tek
örneğidir.
Türbenin şekli
Selçuklu
kümbetlerin
benzer. Gövde
açık, kaidesi
mermer işleme
olan türbenin
üzerinde, köşeli
bir tanbura
oturan kafes
şeklinde ahşap
bir külah
vardır.
ŞEMSİ-İ TEBRİZİ
CAMİİ VE TÜRBESİ
Şerafettin Camii
kuzeyinde
eskiden mezarlık
olan Şems
Parkının içinde
yer alır.
Bugünkü yapı
1510 yılında
Abdürrezakoğlu
Emir İshak Bey
tarafından
mescidle
birlikte elden
geçirilmiş ve
genişletilmiştir.
İlk yapının 13.
Yüzyılda
yapıldığı ileri
sürülmektedir.
Ancak kim
tarafından
yaptırıldığı
bilinmemektedir.
Cami bölümüyle
bitişik durumda,
içten tavanlı
dıştan sekizgen
tambur üzerine
piramidal
külahla
örtülüdür. Eyvan
şeklinde olan
türbe mescide
kalem işi
süslenmiş ahşap
Bursa kemeriyle
açılır. Diğer
yönlerde biri
altta, diğeri
üstte olmak
üzere ikişer
penceresi
vardır. Türbenin
duvarlarında
herhangi bir
bezeme yoktur.
Tavanı geometrik
motiflerle
bezenmiştir.
Üzeri örtülü
sandukanın
altında önceleri
kuyu bulunduğu
söyleniyorsa da
araştırmalar
neticesinde
burasının kuyu
değil mumyalık
olduğu
anlaşılmıştır.
Gövdesi taştan
tambur ve külahı
ise tuğladan
yapılan türbe
1977 yılında
tamiri sırasında
orjinalliğin
biraz
kaybetmiştir.
KADI MÜRSEL
(Hacı Hasan
Camii)
Hükümet
konağının
batısındadır.
Güney duvarında
bulanan
kitabesine göre
812 H.- 1409 M.
Yılında ve
Karamaoğlu
Mehmet bey
zamanında Hacı
Mustafa oğlu
Mürsel
tarafından
yaptırılmıştır.
Dikdörtgen
planlı taş ve
moloz dolgu
yüksekçe bir
tabana
oturmaktadır.
Üzeri çatı ile
örülmüştür.
TURSUNOĞLU CAMİİ
(Tahir Paşa)
Abdülaziz
mahallesindedir.
XV. Yüzyıl
başlarında Konya
eşrafından
Tursunoğlu
Mehmet Bey
tarafından
yaptırılmıştır.
Beden duvarları
taş, kubbe ise
tuğladır.
Camiinin
kuzeyindeki
kubbeli son
cemaat mahallide
tuğladan
yapılmıştır. Tek
şerefeli ve
köşeli bir
minaresi vardır.
SELİMİYE CAMİİ
Mevlana
Dergâhının
batısında
inşaatına Sultan
Selim II'nin
şehzadeliği
zamanında
başlanmış
(1558-1567)
arasında
tamamlanmıştır.
Camii Osmanlı
klasik
mimarisinin
Konya'daki en
güzel
eserlerindedir.
Kuzeyinde altı
sütuna istinat
ettirilmiş yedi
kubbeli son
cemaat yeri ve
mermer süveli
geçme basık
kemerli cümle
kapısı
mevcuttur. Ahşap
kapı
kanatlarından
sağdakine
"Mescitti
Mümin,suda balık
gibidir."İbareler
mevcuttur. Son
cemaat yerinin
sağ ve solunda
tek şerefeli iki
minaresi vardır.
AZİZİYE CAMİİ
Konya çarşının
ortasındadır.
Muntazam kesme
Gödene Taşı ile
yapılan mabed
son Osmanlı
mimarisinin çok
muvaffak bir
eseridir.
Yerindeki
1671-1676
yılları arasında
Şeyh Ahmed
eliyle
yaptırılan camii
yandığı için
(1867) Sultan
Abdülazizi'in
annesi
Pertenihal adına
yeniden bugünkü
Camii
yaptırılmış ve
bu adla
anılmıştır.
(1874) Türk
Baroku
uslubundadır.
Altı mermer
sütuna oturan üç
kubbeli son
cemaat yerinin
iki ucunda
kaideleri
şadırvanlı iki
minaresi dikkat
çeker. Üzeri
ferah kubbe ile
örtülüdür.
ŞERAFETTİN CAMİİ
Hükümet
konağının güney
cephesindedir.
Camii ilk defa
XII. Yüzyılda
Şeyh Şerafettin
tarafından
yaptırılmış 1336
yılında tamamen
yıktırılarak
Çavuş oğlu
Mehmet Bey
tarafından inşa
ettirilmiştir.
Camii gövdesi
kesme taşlardan
büyük bir kubbe
ile örtülmüştür.
Kubbeyi 10 fil
ayağı tutmakta,
güneyinde bir
yarım kubbe ile
desteklenmektedir.
Mihrabın
bulunduğu kısmı
dışarıya
taşmaktadır.
Yarım bir kubbe
ile örtülmüştür.
Güney kısmı
hariç diğer
yönlerdeki
ikinci kat
mahfelleri
bulunmaktadır.
Camii iç yazı ve
nakışlarla
dekorize edilmiş
olup, mermer
işlemeli mimber
ve mihrabı
takdire değer
bir sanat
eseridir.
Sonradan ilave
edilmiş tek
şerefeli bir de
minaresi vardır.
Osmanlı Camii
mimarisinin en
mümeyyiz
vasflarından
birisi olan
cemaat yerine
yer verilmiş
olup, altı
mermer sütun
üzerine oturmuş
yedi küçük kubbe
ile örtülmüştür.
KAPU CAMİİ
Konya'da
merkezde
sarraflar
(çıkrıkçılar)
caddesi
üzerindedir.
Asıl adı
ihyaiyye olup
eski Konya
Kalesinin
kapılarından
birini
çevresinde yer
aldığında Kapı
Camii adıyla
anılır. Cami ilk
defa 1658
yılında Mevlevi
Dergahı
Postnişinlerinden
Pir Hüseyin
Çelebi
tarafından
yapılmıştır. Bir
süre sonra
yıkılan bu
camiiyi 1811
yılında Konya
Müftüsü
Esenlilerlizade
seyyid
Abdurrahman
yenilemiş, 1867
yılında bir
yangın cami ile
birlikte bu
civarda vakıf
dükkanları da
yok etmiş. Bu
yeni inşaasına
dair 1285 H.
(18868 M)
tarihli kitabesi
taç kapısı
üzerinde
yeralmaktadır.
Kapı Cami
Konya'da yer
alan Osmanlı
Dönemine
camilerinin en
büyüğüdür.
Kuzeyinede 10
mermer sütuna
istinat eden
yüksek bir son
cemaat mahalli
ve basık kemerli
bir cümle kapısı
vardır. Ayrıca
doğu ve batı
yönlerinde de
birer kapısı
bulunmaktadır.
Kesme taşlardan
inşa edilen
camiinin üzeri
dıştan çatı,
içten büyüklü
küçüklü sekiz
kubbe ile
örtülüdür. Taş
Miharı ve ahşap
minberi sadedir.
NAKİBOĞLU CAMİİ
Camii, Nakiboğlu
mahallesindedir.
Vakfiyesine göre
Konya Müftüsü
Nakib'ül Seyid
İbrahim
tarafından 1176
H. (1762 M.)
yılında
yaptırılmıştır.
Kare planlı olup
toptan
yapılmıştır.
Çatı ahşaptır.
Kiremit planlı
olup toptan
yapılmıştır.
Çatı ahşaptır
Kiremitle
örtülmüştür.
Minaresi, 1178
H. (1764 M.)
yılında Nakib'ül
Hac Seyid
İbrahim oğlu
Mehmet Emin
tarafından
yaptırılmıştır.
Cami zamanla
harap olduğu
için 1926
yılında minaresi
hariç,
yıktırılarak
yeniden
yaptırılmıştır.
MESCİTLER
HASBEY
DAR'ÜLHUFFAZI
Gaziâlemşah
Mahallesindedir.
Karamanoğlu
Mehmet II
devrinde Hacı
Hasbey oğlu
Mehmet bey
tarafından
(1421) "Hafızlar
Evi" olarak
yapılmıştır.
Tuğla örgü
gövdesi kare bir
plan üzerine
oturtulmuş ve
üzeri üç
taraftan yontma
taşlarla
kaplanmıştır.
Giriş kapısının
bulunduğu batı
cephesi işlemeli
mermerlerle
süslüdür.
Gövdeden kubbeye
klasik üçgen
köşebentlere
geçirilmektedir.
Üçgenlerin
ikişer kenarları
yeşil çinilerle
süslenmiştir.
İçerisinde
çinilerle süslü
güzel bir
mihrabı da
vardır.
MERAM (HASBEY)
MESCİDİ
Konya'nın tarihi
bir mesire yeri
olan
Meram'dadır.
Karamanoğlu
Mehmet II. De
Hasbey oğlu
Mehmet adına
yapılmıştır.
Kesme taşlardan
yapılmış, üzeri
toprak damla
örtülmüştür.
Minberi çok
sadedir. Caminin
yanında birde
Dar-ül huffaz
vardır. Kare
planı üzerine
yapılmıştır.
Bugün çocuk
kütüphanesi
olarak
kullanılmaktadır.
ALİ EFENDİ
MUALLİMHANESİ
Şerefattin Camii
civarındadır.
Müderris Ali
Efendi tarfından
Kuran kursu
olarak
yaptırılmıştır.
Kare plan
üzerine
taşlardan
yapılıdır. Üzeri
büyük bir kubbe
ile
kapatılmıştır.
Bugün çocuk
kütüphanesi
olarak
kullanılmaktadır.
NASUH BEY DAR-ÜL
HUFFAZI
İstasyon caddesi
üzerindedir.
Karamanoğlu
İbrahim Bey II.
Zamanında
Kadıoğlu Nasuh
Bey tarafından
yaptırılmıştır
Kare plan
üzerine
taşlardan
yapılıdır. Üzeri
sekiz köşeli bir
tanbura oturan
yüksekçe bir
kubbe ile
kapatılmıştır.
Üç kubbeli bir
revakı varken
bugün
yıkılmıştır.
TÜRBELER
YEŞİL TÜRBE
(KUBBE-İ HADRA)
Dört fil ayağı
sütun üzerine
bir Selçuklu
şaheseridir.
Kubbeyi hadranın
ve kalkamı
dıştan 16
dilimli bir
külahı vardır.
Külahla silindir
gövdenin
birleştiği yerde
Ayet-Ül Kürsi
yazılıdır. Kubbe
muhtelif
motifler süs ve
kufi ayetlerle
bezenmiştir.
Kubbenin altında
Mevlâna ve
Sultan Veled
yatmaktadır.
Mezar üzerinde
en son Abülhamit
II.'nın hediye
ettiği altın sim
işli bir puşide
örtülüdür.
Kubbenin
doğusunda Sultan
- Ü1- Ülema'nın
kabri
bulunmaktadır.
Selçuklu ağaç
işlemeciliğinin
bir şaheseri
olan sandukası
yüksekçedir.
Arka cephesi
görülmediğinden
ayakta imiş
hissini verir.
Bu sanduka
Mevlâna için
yapılmış,
bilahare
babasının
üzerine
kaldırılmıştır.
SULTANLAR
TÜRBESİ
Alaeddin Camii
içinde kuzeyde,
klasik Selçuklu
türbeleri
tipindedir.
Gövdesi kesme
taşlardan on
yüzlü prizma
şeklinde
yükselmiş, üzeri
tuğladan on
köşeli bir
pramitle
örtülmüştür.
Türbe, Sultan
Kılınçaslan
tarafından
yaptırılmıştır.
Türbede sekiz
çinili sanduka
vardır. Aşağıda
isimleri yazılı
Selçuklu
Sultanları;
Sultan Mesud I,
Kılınçaslan II,
Rükneddin
Süleymen II,
Gıyaseddin
Keyhüsrev I.
Alaeddin
Keysubat I.
Gıyaseddin
Keyhüsrev II,
Kılınçaslan IV,
Gayseddin
Keyhüsrev III
medfun
bulunmaktadır.
TAVUSBABA
TÜRBESİ
Konyanın tarihi
bir mesire yeri
ola meram'dadır.
I. Alaeddin
Kuykubat
Devrinde
Konya'da ölmüş
olan Şeyh Tavus
Mehmet-el
Hindi'ye aittir.
Taş ve tuğladan
yapılmış, Tonas
kubbeli sade bir
eserdir.
ATEŞ BAŞ VELİ
TÜRBESİ
Eski Meram yolu
üzerindedir.
Klasik Selçuklu
Kümbetleri
tipindedir.
Türbe 1285
yılında ölen
Mevlevi
Ataşy-Baz
Yusuf'a aittir
Kesme taşlardan
sekiz köşeli
gövde sekizgen
pramit tuğla
örtülü bir
külahla
yaptırılmıştır.
Taş söveli
kemerli
kapısının
altında mezar
mahsenine inilen
bir de kapısı
mevcuttur.
GÖMEÇ HATUN
TÜRBESİ
Musalla
Mezarlığındadır.
Selçuklu
türbeleri
arasında değişik
bir karakteri
vardır. Bodrum,
sivri kemerli
beşik tonozlu
bir eyvandan
müteşekkildir.
Büyük bir kısmı
kesme taştan,
geri kalan kısmı
ise tuğladan
örülmüştür. Dış
görünüş
itibariyle bir
kaleyi
andırmaktadır.
Eyvan kemerlerin
içinde
mozayiklerle
süslenmiştir.
Türbenin Anadolu
Selçuklu Sultanı
Rükneddin Kılıç
Aslan'ın karısı
IV. Gömeç
Hatun'a ait
olduğu
söylenmektedir.
KESİKBAŞ TÜRBESİ
Kalenderhane
Mahallesindedir.
Kime ait olduğu
bilinmemektedir.
Klasik Selçuklu
türbe
örneklerine
uygun olarak
yapılmıştır
Sekizgen bir
kaidesi ve
gövdesi vardır.
Sekizgen bir
piramitle
örtülmüştür.
TAHİR İLE ZÜHRE
TÜRBE VE MESCİDİ
Beyhekim
mahallesindedir.
Türbe halk
hikayelerine
geçmiş Tahir ile
Zühre'ye aittir
Tuğla örtülü bir
kubbe
olarakyapılmıştır
Mescidin
doğusunda tuğla
moziyiklerle
küçük portale
oradan çapraz
kubbeli bir
dehlize oradan
da bir kapı ile
mescide
geçilmektedir.
Türbenin alçı
relyeflerle
süslü bir
mihrabı vardır.
EMİR NURETTİN
TÜRBESİ
Sephavan
Mahallesindedir.
Selçuklu emiri
Nurettin'e
aittir. Sekiz
köşeli bir plan
üzerne kesme
taşlarla
yapılmış ve
sekizgen bir
külahla üzeri
kapatılmıştır.
TAÇ-ÜL VEZİR
TÜRBESİ
Dede Bahçesi
civarındadır.
(Kültür Fuar)
Klasik Selçuklu
kümbetleri
tipinde bir
külliyeye dahil
olarak
yapılmıştır. Bu
gün külliyede
yalnız türbe
kalmıştır.
Anadolu Selçuklu
Sultanı Alaaddin
Keykubat I,
Gıyasettin
Keyhüsrev II,
emirlerden Taç -
Ül Vezir Seyit
tarafından
sekizgen bir
gövde üzerine
sekizgen bir
pramit külahtan
tuğla ile
yaptırılmıştır.
İçerisi sekizgen
nişle süslenmiş,
yuvarlak bir
kubbe ile
örtülmüştür.
ALİ GAV ZAVİYESİ
VE TÜRBESİ
Tarla
mahallesindedir.
XIV. Yüzyılda
inşa edilmiş,
medresede
bulunan bir
zaviyesidir. XV.
yüzyılda yaşamış
Hacı Bayram-ı
Veli ahvalinden
Ali Gav Baba
metfundur.
Eyvanı ve dört
odası vardır.
BURHANEDDİN
FAKİH TÜRBESİ
Burhandede
mahallesindedir.
1454 yılında
bilgin ve
mutasavvıf
Burhaneddin
Fakih Paşa için
yaptırılmıştır.
Kare bir plana
oturan gövde
sekiz köşeli
ikinci bir gövde
ile
tamamlanmakta ve
örtü pramit bir
külahla son
bulmaktadır.
Türbenin içten
tuğla örgülü bir
kubbe ile
örtülüdür. Basit
bir sandukası ve
mermer kitabesi
mevcuttur. |