Bazen En İyi Dostun En Büyük Kötülüğü Yapar
1939, Almanya ve İtalya
Başlangıçtaki ilişkileri bir öğretmen-öğrenci ilişkisiydi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'daki ilk faşist
yönetim, İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Siyah
Gömlekliler darbesiyle geldi. Mussolini eski bir
gazeteciydi. Roma'da 1922'de ona parlamento tarafından bir
diktatörün sahip olabileceği tüm yetkiler verildi. Bundan
kısa bir süre sonra Münih'te birileri Mussolini'yi örnek
alıp bir darbe girişiminde bulundu ancak hemen hapse atıldı.
On yıl sonra aynı kişi Almanya'nın başına geçti ve
Mussolini'yle arkadaş olup ona bazı konularda danıştı.
Politik açıdan İtalya ile pek anlaşamayan Avusturya ve
Almanya için bu ilginç bir adımdı. İlk savaşta İtalya önce
Almanya ve Avusturya'nın yanındayken sonra yan çizmiş ve
Müttefiklere katılmıştı. Ancak faşist dayanışma bağlamında
geçmiş unutulmuştu. Hemen bir ittifak kuruldu ve Axis Paktı
imzalandı. Mussolini bu paktla Roma ve Berlin'in kaderinin
birbirine bağlandığını duyurdu.
Mussolini gibi bir müttefike sahip olmak, çenesi düşük
şişman bir üvey kardeşe sahip olmak gibi bir şeydi. Sürekli
hapse düşen ve para sorunları yaşayan bir kardeş. 1920'ler
ve 30'lar boyunca Mussolini Roma'nın ihtişamını geri
getirmek üzerine politika yaptı.
Akdeniz yine eskisi gibi bir İtalyan gölü olacaktı.
Libya'daki isyanı bastırdıktan sonra Mussolini gözlerini
Etiyopya'ya çevirdi. Etiyopya tüm Afrika'da Avrupa
emperyalizmine karşı başarıyla direnen tek ülkeydi.
Mussolini tam bir katildi. Tek atışlık tüfeklere sahip küçük
bir orduya karşı hava gücü ve zehirli gazla savaştı.
Hitler, İtalyan müttefikinin kahramanlığını alkışlasa da
derinden derine sıkıntı duymaya başlamıştı. Neden ilk önce
Etiyopya gibi bir yeri istemişti ki Mussolini? Mussolini'nin
hareketleri bir uyarı gibiydi.
Hitler kendi saldırılarıyla ilgilenmeye başladı ve roller
değişti. Güçlü olan Hitler, önemsiz bir yan roldeki kişi ise
artık Mussolini'ydi.
Mussolini 1939'da Arnavutluk'a girince bir krize daha neden
oldu. Böylece dertli bir ulusa karşı büyük bir sorumluluk
almış oldu. Arnavutluk'un ilhak edilmesi İngiltere ve
Yunanistan arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırdı ve
Balkanlardaki gerginliği artırdı. Romanya ve Bulgaristan da
faşist yörüngeye girse de Yugoslavya hala şanslıydı.
1939'da Fransa ve Almanya savaşa başladığında Hitler en
yakın müttefikine dönüp, İtalya'nın da savaşa girmesinin
akıllıca olduğunu söyledi. Böylece Akdeniz'de Fransız ve
İngilizlere ait bazı kritik noktalan alabilirlerdi.
Mussolini'nin dengesizliği kendini gösterdi ve bu teklifi
reddetti. Aslında kendi açısından zekice bir karardı.
İtalya için İngiliz ve Fransızlarla savaşmak pek akıllıca
olmazdı. Mussolini savaşın ilk dokuz ayında, Almanya
Fransa'yı yenme noktasına gelene kadar oturdu izledi.
Kendisi için de pastadan bir dilim alabileceğini fark
ettiğinde savaşa girdi. Savaşa son dakikada girmesi Hitler
dahil, tüm dünyadan eleştiri aldı.
İtalya artık Libya için hazırdı. Akdeniz'i bir İtalyan gölü
haline getirmek hayaline start verilmişti. 1940 Eylülünde
İtalyan ordusu Mısır'daki İngiliz ordusuna savaş açtı. Amaç
Süveyş Kanalı'nı ele geçirmekti. Almanların stratejik
planına göre Süveyş Kanalı'nın alınması yararlı olabilirdi
ancak o noktada İngiltere'nin daha uzun bir süre savaş dışı
kalması umuluyordu. Almanlar için İtalya sadece denizdeki
bazı askerleri durdurmaya yarayacaktı. Ancak İtalyanlar ise
çok daha büyük şeyler peşindeydi.
İngiliz ordusu parlak bir saldırıyla İtalyan ordusunu
dağıttı ve kendinden dört kat büyük bir gücü imha etti. Aynı
zamanda başka bir İngiliz gücü ters yönde ilerliyor ve
İtalyan sömürgeleri Etiyopya ve Somali'yi ele geçiriyordu.
Bu ülkeler İkinci Dünya Savaşı sırasında özgürlüğünü kazanan
ilk sömürgeler olurken İtalya'nın prestiji de yerle bir
olmuştu.
Sırada başka bir İtalyan saldırısı vardı; İtalyanlar
Arnavutluk'tan sonra Yunanistan'a da saldırdılar. Oysa
Hitler, Mussolini'ye bunu yapmamasını söylemişti.
Balkanların geri kalanı için uzun vadeli bir plan yapmıştı
ve şu anda bu planı bozmamak gerekliydi. Yunanistan'ın
işgali sadece İngiltere'nin Balkanlara inmesine neden
olurdu. Ama Mussolini burnunun dikine gitti. Ancak sonraki
bahar İngiliz ve Yunan askerleri tarafından geldiği yere,
Arnavutluk'a geri sürüldü.
Daha kötü bir zamanlama olamazdı. Kış boyunca Hitler
düşünmüş ve baharda havalar iyice ısınınca Rusya'yı işgal
etmeye karar vermişti. Saldın 1941 Mayısının ortası için
planlandı. Hitler, Napolyon'un Rusya'ya doğru Haziranda yola
çıkıp, Eylülde Moskova'ya ulaştığını hatırlamıştı. Ancak
kışın soğuğu ve karı yüzünden amacına ulaşamamıştı. Hitler
daha erken davranıyordu.
Balkanlardaki durum ise bu zamanlama hesaplarını tehdit
ediyordu. İtalya Arnavutluk'tan atılırsa Yugoslavya
İngiltere tarafında yer alabilirdi. Yunanistan'daki İngiliz
askerleri Romanya ve Bulgaristan'ı tehdit edebilir ve Nazi
savaş araçları için yakıt kaynağı olan Ploesti petrolü bile
tehlikeye girebilirdi.
Hitler'in sadece birkaç seçeneği kalmıştı. Önce Libya'daki
durumu kurtarmak için oraya asker göndermek zorunda kaldı.
Arnavutluk ve Yunanistan meselesinde ise tek seçenek vardı.
Rusya'nın işgalini ertelemek. Hitler 6 Nisan 1941'de
Yugoslavya'ya büyük bir ordu gönderdi. Saldırıda Almanların
üstün silahlan gösteri yaptı. Bin askerden daha az bir
kayıpla, Yugoslavya'ya yüz bin kayıp verdirildi. Başka bir
Alman ordusu da Yunanistan'a daldı. İki aydan daha kısa bir
süre içinde on binden daha az bir kayıpla Almanlar, İtalya
için imkansız olan bir şeyi başardılar ve Yunanistan'ı
aldılar. Bölgedeki İngiliz askerleri imha edildi.
Bu arada Libya'ya İtalyanlara yardım etmek için giden
Almanlar olmayı planlamadıkları bir yerde yayılmıştı: Kuzey
Afrika. 1942'de Almanya'nın bu bölgede yüz binden fazla
askeri vardı. Bu yüz bin asker Stalingrad'da olsaydı farklı
gelişmeler yaşanabilirdi.
Barbarossa Harekatı (Rusya'ya saldırının kod adı) sonunda
planlanandan altı hafta geç başladı. Hitler'in orduları altı
ay sonra Kremlin'e ulaştı. Sonra da Aralık ayının ilk
haftasında geri çekildi. 1943'e gelindiğinde yaklaşık 300
bin Alman, Kuzey Afrika'da savaşıyordu ve hemen hemen hepsi
öldü. Kuzey Afrika'daki bu yenilgi daha sonraki yenilgilerin
habercisiydi.
Belki de en kanlısı Yugoslavya'da yaşanandı. Bölgede ilk kez
başarılı olunmuştu ancak sonra İtalyanların kontrolüne
bırakılınca Mussolini'ni her şeyi eline yüzüne bulaştırdı.
1942'de başta Tito'nun komünist partizanları olmak üzere,
çeşitli direniş grupları örgütlenip saldırmaya başladılar.
1943'de Yugoslavya kanayan bir yara ve kaynayan bir kazandı.
Komünist partizanlar, kralcılar, milliyetçiler, İtalyanlar
ve Almanlar arasında sert çatışmalar oluyordu.
Yugoslavya'nın geniş bir bölümü özgürlüğüne kavuşmuştu.
Almanya sonunda bölgeye büyük bir ordu gönderdi ve Napolyon
Savaşları'nda Fransa'nın İspanya'da karşılaştığı gibi
Almanlar Yugoslav gerilla savaşıyla karşılaştılar. Bu,
Almanlar için alışılmadık bir savaştı. Hitler'in dahiyane
planı II. Dünya Savaşı'nın nedenlerinden biriydi.
Mussolini ile müttefik olmasına gelince, Mussolini Hitler'e
borcunu Rusya'ya iki yüz bin asker göndererek ödemeye
çalıştı. İtalyanlar bu savaşta tüm II. Dünya Savaşı'nda
kaybettiklerinden daha fazla adam kaybettiler. İtalyanlar,
Stalingrad'daki Alman Altıncı Ordusuna yardıma gidiyordu.
Ancak Rus saldırılan karşısında İtalyanlar da dayanamadı ve
Altıncı Ordu'nun sonu hazırlandı.
Yine de Hitler arkadaşına sonuna kadar sadık kaldı.
Müttefikler 1943'de İtalya'yı işgal ettiğinde, o güne kadar
ortada görünmeyen, adı duyulmayan İtalya kralı parlamentoyla
bir olup Mussolini'yi makamından indirdi. Şaşırtıcı bir
şekilde Mussolini hır çıkarmadan yönetimden ayrıldı.
Tutuklandı ve İtalya savaştan çekildiğini açıkladı. Hitler
bir komando birliği gönderip Mussolini'yi kaçırdı ve
ülkesinin kuzeyine gönderdi. Ve ona kukla bir hükümet
ayarladı.
1945'de her şey bittiğinde Mussolini ülkeden kaçmaya
çalıştı. Ancak İtalyan partizanlar tarafından yakalandı ve
sokaklarda sürüklendi. Sonra da bir benzin istasyonunun
levhasına asıldı. Mussolini ölümüyle bile Hitler'e ilham
verdi. Hitler Ruslar tarafından sarıldığında çevresindekiler
kaçmak için bir yol bulabileceği konusunda onu ikna etmeye
çalışırken Mussolini'nin asılmış bir resmi Hitler'e ulaştı.
Hitler asla o duruma düşmek istemediğine karar verdi ve
kafasına bir kurşun sıktı.
Müttefikler bayağı şanslıydılar; Mussolini onların yanında
değil Hitler'in yanında yer almayı tercih etmişti.