Şamanizm terimi, daha ziyade Sibirya,
Moğolistan ve komşusu olan coğrafyada yaşayan halkların doğa
kültüyle karakterize edilen dinlerine göndermektedir.
Şamanizm, esas olarak avcı toplumlarında bulunan bir düşünce
tarzıdır. Bu anlayışta, hayvanların ve bitkilerin bir takım
'ruh'lar barındırdığına ve bu ruhların doğaya can verdiğine
(hayvanların üremesi, bitkilerin büyümesi, yağmurun yağması,
şimşeklerin çakması, vb.) ya da tam tersine ölüme
götürdüğüne inanılmaktadır. Şamanlar, belirli anlarda
(törenler) transa girerek bu ruhlarla temasa geçme
yeteneğine sahip kişilerdir.
Dortier'e (2000) göre, şamanizm, evrimci antropologlar
tarafından insanlığın, totemizmin ardından gelen ilk
dinlerinden biri sayılmıştır. Bazı yazarlar samanların trans
halini merkeze alan açıklamalar yapmış ve şamanlar, akıl
hastalarına, trans halleri de histeri veya epilepsi
krizlerine benzetilmiştir. Ancak daha yakın yıllarda, trans
halinin mizansen yanı üstünde durulmuş ve transın, diğer
insanları etkilemeye yönelik bir gösteri olduğu
vurgulanmıştır. Bazı yazarlar, trans halini, uyuşturucu
özelliği bulunan ve halüsinasyon yaratan çeşitli bitkilerin
kullanımına bağlamıştır. Diğer bazıları da, mağaralardaki
prehistorik resimlerle şamanlar arasında ilişki kurmuştur.
Şamanizm zaman içinde bir anlam genişlemesine uğramıştır.
Nitekim, coğrafyası büyümüş, kehanette bulunma, hastaları
iyileştirme ve benzeri bir dizi sihirsel-dinsel pratikleri
de içerecek şekilde kapsamı genişlemiştir. Dortier, günümüz
Batı dünyasında geleneksel yaşam sanatı ve bilgileri
çerçevesinde bir 'şamano-manyak' modasının yayıldığını,
atavi pratiklerin bilgisine ve psişik keşif kapasitesine
sahip samanların yeniden itibar kazandığını öne sürmektedir
(Kaynak: Dortier, 2002; Sciences Humaines).