Ephesos'un iyi korunmuş yapılarının en büyüğü
ve en etkileyicisi tiyatrodur. Yaklaşık 100 yıl önce kazısı
yapılan tiyatronun kazı ve onarım çalışmalarına bir proje
kapsamında 1993 yılında tekrar başlanmıştır. Ephesos
tiyatrosu, Bergama ve Miletos gibi batıya bakışımlı
tiyatrolardandır. Bu özelliği, oturduğu arazinin topografik
yapısından kaynaklanmaktadır. Arazi, auditoriumun
oturabileceği bütün özelliklere sahip olup Bergama Tiyatrosu
gibi çok dik olmasa da, oldukça meyilli bir strüktüre
sahiptir. Ancak, kuzey ve güney analemma duvarının üst
cavealara ulaşabilmesi için yapay bir dolguya gereksinim
olmuştur. Çünkü, arazi uçlarda hemen hemen sıfırlanmaktadır.
Bundan başka caveada yer yer ana kayanın varlığına dair
izler korunagelmiştir. Böylece, auditoriumun orta kesiminde
sağlam bir zemin oturduğu kolayca anlaşılmaktadır.
Ephesos Tiyatrosu'nun auditoriumu, az rastlanan bir şekilde
üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar ima, media ve summa
cavealardır. Auditorium bütünüyle içbükey bir kesite
sahiptir. Bu durum, antik kaynaklar tarafından da
bildirilmekte olup amaç, akustik ve optik kusurları
gidermektir.
Auditoriumda her birim, daha alt gruplara bölünerek
sistematik bir şema oluşturulmuştur. Cavea aralarında iki
tane diazoma bulunmakta olup bütün auditorium on iki
kerkides, yani basamakla on bir cuneus ya da dilime
ayrılmıştır. Ima caveadan sonra, media ve summa caveada
kerkideslerin miktarı orantılı olarak artmaktadır; ima
caveadaki on iki kerkides'e karşılık, media ve summa cavea
da yirmi üç kerkides bulunmaktadır. Tiyatro kendi bünyesi
içinde sadece auditoriumda bulunan elli beş bölüme
ayrılmıştır. Böyle bir sistemin bir anda yerleşmiş olması
beklenmese de tiyatronun, dönemler boyunca yeni isteklere
karşılık verecek bir mimari gelişme izlemiş olduğu ortaya
çıkmaktadır.
Ephesos Tiyatrosu'nda Hellenistik Dönem özelliği gösteren bu
kaplama yöntemi, tiyatronun daha sonraki kullanımlarında da
orijinale sadık kalınarak devam etmiştir. Bunula beraber bu
kaplama bloklarına in-situ olarak rastlanılmamıştır. Böyle
bir sistemin olabileceği, sadece kazı sırasında ele
geçirilen kaplama bloklarının parçalarından sanılmaktadır.
Tiyatroda önceden beri bilinen kuzey analemma duvarı
üzerinde yer alan bir yazıt önemli bilgiler vermektedir. Bu
yazıt yardımıyla, Roma Dönemi'nde auditorium üzerinde bir
velum, yani çadır bezinden yapılmış bir güneşlik bulunduğu
öğrenilmektedir.
Geç dönemde summa caveanın oturduğu yamacın üzerine bir
Bizans kalesinin inşa edildiğine dair önemli kalıntılar
bulunmaktadır.
Hellenistik Dönem'de yapımına başlanan tiyatronun sahne
binası, ilk dönemlerde Priene ve Assos tiyatrolarının sahne
binasına (scenae) benzeyen basit bir yapıya sahiptir. Bu
dönemde sahne binası auditoriumdan bağımsız olarak orkestra
dairesine neredeyse teğet olacak biçimde batıya doğru inşa
edilmiştir. Roma Dönemi'nde ise yapı, yeni gereksinmelere
cevap verecek şekilde tekrar ele alınmıştır. Ancak
tiyatro'da Roma Dönemi'ne ait iki farklı inşaat evresi
bulunmaktadır. Böylece ince uzun bir yapı gösteren
Hellenistik sahne binası, önden ve arkadan yapılan
eklemelerle daha geniş bir form kazanmıştır.
Orkestra Hellenistik Dönem'de atnalı biçiminde bir plana
sahiptir. Orkestranın tabanı ise ince taneli sıkıştırılmış
bir toprak katı ile örtülüdür. Roma Dönemi'nde ise orkestra
at nalı şeklini yitirerek yarım daire biçimini almıştır.