Zerdüşt ahlakçılığının temelini iki ilke
oluşturur; Hayatın devamı ve kötülüğe karşı mücadele. Hayatı
devam ettirmek için insan, toprağı işlemeli, hayvan
yetiştirmeli, evlenmeli ve çocuk sahibi olmalıdır. İnzivaya
çekilmek ve bekârlık kınanmaktadır. Saflık ve kirlilikten
(ölüm, cinler vb.) kaçınmak değerli sayılır. Kötülükle
savaşmak için insanlar kötülüğün güçlerine ve onun yanında
olan insanlara karşı gelmelidir. Zerdüştlük iki zıt gücün
evrensel yönetimini tanırken, tek tanrıcılığı vurgular.
İyiliğin güçlerini Ahura Mazda (Aklın Efendisi) yönetir,
kötülüğün güçlerini ise Agna Mainyu (Ahriman ="Kötü Ruh").
Her rakibin de kendisine ait savaşçıları vardır. Bir tarafta
melekler ve baş melekler, diğer tarafta da cinlerle
şeytanlar. Kıyamet Günü'nde iyi galip gelecek, kötüleri
cezalandırmak, iyileri dünya üzerindeki cenete yerleştirmek
için Sayaşant adıyla bir Kurtarıcı (Mesih) ortaya
çıkacaktır.
Bu dinin önemli bir özelliği, her evde sürekli bir şekilde
yanan kutsal ateştir. Ateş, güneşin kendisini sembolleştiren
tek tapınma simgesidir ve en yüce temizleyici olarak
görülür.Zerdüştlük, 2600 yıl önce Mezopotamya'da ortaya
çıkmıştır.Kurucusu, Spenta Zarathustra (Zerdüşt)'dır. Kutsal
metinleri, Zend Avesta ve Vendidat'tır.
Ölüm ve Sonrası
Aryan mitolojisini incelerken, hemen nihai büyük
hesaplaşmaya geçemeyiz. Bu mitolojide büyük hesaplaşmadan
önce ferdi hesaplaşma durağı vardır. Birey olarak insanın,
bilinen hayat sürecinin sona ermesi. Diğer bir deyimle
insanın ölümü ile başlayan ferdi hesaplaşma süreci, Aryan
mitolojisinde değişik zaman dilimlerinde değişik şekillerde
yorumlanmıştır.
Aryanlar'da ölüm son değildir. Buna göre insanlar
öldüklerinde, ruhlarının yeraltı ülkesine doğru "seyahatı"
başlar. Gitmek durumundaki bu ülke, "ölümlü ilk insan" olan
Yima'nın yönettiği yeraltı krallığıdır. Fakat ruhların bu
krallığa seyahati hemen başlamadığı gibi kolay da değildir.
İnsanın ruhu (urvan-avdenak. Urvan teni şekillendiren, onun
belli bir şekle girmesini sağlayan ruhsal öğedir) ayrıştığı
cesedin başından, üç gün boyunca ayrılmaz.
Bu üç günlük süre ölünün aşağıya doğru seyahatinde hayati
öneme sahiptir. Çünkü bu süre boyunca şeytani güçler tetikte
beklemektedir. Bu savunmasız ruha saldırmak için fırsat
kollamaktadır. Bunu önlemek için bütün iş, ölünün geride
kalan yakınlarına düşmektedir. Onlar bu süre boyunca mezarı
başında ağlaşır, dua ederler.
Üç gün boyunca oruç tutarlar. Kurban keserler. Bu kurbanı
kutsal ateşe sundukları törenler eşliğinde kutsarlar. Din
adamı bu süre boyunca ölünün başında dualar okur, sunulan
gıdaların tümünü eti kutsadığı gibi kutsardı. Aryanlar
ayrıca ölülerine bu süre boyunca, temsili olarak yiyecek
sağladığı gibi onların mezarları başına giyim eşyası elbise
taşımayı da ihmal etmezlerdi. Böylece kendilerine bağımlı
olan ölülerini hem beslemiş hem de giydirmiş olurlardı.
Ölüler sonradan başlamış olan yolculuğu için güçlenmiş
olurlardı. Üçüncü günün sonunda ölü artık yalnız olarak
çıkacağı seyahate hazır sayılırdı.
Kimbilir belki de ölünün kendisinden önce giden yakınları
onun yolunu beklemeye ve kucaklamaya hazırdır yeraltı
krallığında. Ama kucaklamak için aceleye gerek yok. Daha kat
edecek çok yol var.Yer altından uzunca bir kanal karanlık.
İlk dönemeç, ilk tehlike bir yer altı nehri. Bu karanlık
nehri geçmek için ya bir su taşıtı veya geçit vasıtası ile
geçilir.
Zerdüşt bunu daha da mükemmelleştirmiş. Bir köprü "Çinvato
pereto". Köprünün sağında solunda birer yırtıcı köpek. Geç
de geçesin. Bu güçlü ve tehlike karşısında ölünün yapacağı
hiçbir şey yok. Görev dünyada kalan yakınlarına bilhassa
büyük oğula düşmektedir. Dua edecek her gün bir kap yemek
pişirip yoksullara verecek. Bir din adamına dua ettirecek.
Yiyecek sunma üçüncü gününden otuzuncu gününe kadar devam
edecek. Otuzuncu gün bir kurban kesilip, yine dinsel bir
tören düzenlenir. Böylece ölü yer altı dünyasına daha da
adepte olduğu varsayılır. Ama onun hâlâ desteğe ihtiyacı
vardır. Bu ihtiyaç tereddütsüz yerine getirilir. Bundan
sonraki dönemde her ay onun ruhuna adanacak bir kurban bu
destek için yeterli sayılır. Aylık kurban kesimi bir yıl
boyunca sürdürülecektir.
Birinci yıldan sonra dünyevi gıdaya olan sembolik
bağımlılığı daha da azaldığına hükmolunur. Bundan sonra
kurbanlar yılda bir kez kesilir. Bu işlem otuz yıl devam
ederdi.
Eski Aryanlardan Dersim Alevi Kürtlerine Kalan Miras
Yukarıdaki yazılı kaynağını Zerdüşt'ün gathalarından alan ve
günümüze kadar değişik biçimlerde ve değişik din ve
inançların egemenliğine nazaran değişik dinler adına günümüz
Dersim'inde hâlâ yaşamaktadır. Şöyle ki, Dersim Alevilerinde
yaşadığımız asırda, ölü gönderme geleneği. Birinci gün
kurban kesilir, dualar deyişler okunur. Sonrası islami
kurallara göre yıkanır. Yıkama işlemi de Zerdüştilerdeki
gibidir. Ancak Zerdüşt Mazda inancında ölünün başı kuzeye,
ayaklara güneye, yüzü güneşe dönük yıkanır ve defnedilir.
Alevi geleneğine göre yön kıbledir.
Definden sonra, ikinci gün ölünün elbiseleri yıkanır,
kişisel eşyaları toplanır, hayır için fakirlere verilmek
üzere hazırlanır. Üçüncü gün kurban tığlanır. Yemek yapılıp
gelen misafirlere yedirilir. Tarımsal gıdalardan helva,
kömbe yapılıp mezarı ziyaret edilir, lokma dağıtılır.
Üçüncü günden sonra, kırk günlük yas başlar. Kırk gün
boyunca Kuran okuyabilen bir hocaya her gün Kuran okutulur.
Her akşam bir kap yemek hazırlanıp bir yoksul aileye
götürülür. Kırk gün dolduktan sonra, bir kurban daha
kesilir. Yemek yapılıp yedirilir. Kuran okutulur ve yas sona
erer. Ama işlem bitmez. Daha bir yıl Kuran okunur. Buna
hatim diyoruz. Bir yıl sonra bir kurban tığlanır. Mezarı
ziyaret edilir. Üzerinde yasin okunarak üç kez Allah,
Muhammed ya Ali denilerek ilk kazma vurulur ve mezarı
yaptırılır. Bundan sonra da, her yıl sonbaharda ölü aşı diye
bir gelenekleri var Dersimlilerin. Göçen ölülerin ruhlarına
kurban kesip yemek çekme ve Kuran okutma. Bu işlem hemen
hemen her yıl tekrarlanır Dersim'in dindar ve hali vakti
yerinde olanlarda.
Dikkat edilirse ruhun yer altı krallığına yolculuğunda, bir
köprü önüne çıkar (Cinvato-pıreto). Bu köprü, İslam
inanışında "Sırat köprüsü" olarak yerini alır. Ve müminleri
o köprüden Cennet'e taşır.
Zerdüşt öğretisine ve Mazda inancına göre ilkel insan (Gayo
Maretan) Zerdüşti takvimine göre (Before Religion) dinden
önce 6000 Milattan önce 6630 yıl önceye rastlar. Günümüze
göre 8628 yıldır. Zerdüşt dini İsa'dan 630 yıl öncedir.
Zerdüşt öğretisinde ve Mazda inancında Kelime-i şahadet
Zerdüştiler'in Fravarane (itikat) dedikleri ve bir nevi
kendilerini tanıttıkları bir temel dini cümleleri vardır:
"Ben kendimi Mazda'nın tapıcısı ve Zarahustra'nın takipçisi
olarak açıklıyorum. Kötü güçlerin düşmanı iyi güçlerin
dostuyum. Ahüra Mazda'nın kurallarına bağlıyım."
İslamdaki Kelime-i şahadet de anlam bakımından aynıdır.
Şöyleki; "Ben Allah'ın birliğine, Muhammed'in onun kulu ve
resulü olduğuna şahitlik ederim." Görülüyor ki, birinde
tanrı Ahura Mazda'dır. İkincisinde tanrı Allah'tır. Birinde
peygamber Zerdüşt'tür. İkincisinde peygamber Hz
Muhammed'dir. Kötü güçlerin düşmanı, iyilerin ise dostu.